Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/7776
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Subject "Amerikan Kültürü ve Edebiyatı"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis From "boxes" To "cages": a Comparative Analysis of Feminist Themes in Sevim Burak and Ursula K. Le Guin(Kadir Has Üniversitesi, 2016) Komut, Sultan; O'neil, Mary LouKarşılaştırmalı bir edebiyat çalışması olarak bu tez Sevim Burak ve Ursula K. Le Guin'in eserlerindeki feminist temalardaki benzerlikleri ortaya çıkarmayı amaçlar. İki yazarın bazı temaları eserlerine dâhil edip, bazılarını dışarıda bırakmak suretiyle temaları ele alış şekillerindeki farklılıkları işaret eder. Bu bakımdan tez, dahil etmenin yanı sıra, dışarıda bırakmayı da konu edinir. Sevim Burak bu temaları yaşadığımıza benzeyen, sıradan dünyalarda alışagelmemiş bir yazı stiliyle dile getirirken, Ursula K. Le Guin geleneksel bir yazı stiliyle sıra dışı dünyalar ve karakterler yaratır. Eserlerini yaratma süreçlerinde her iki yazar da phallogosentrik dili yok etmeyi amaçlar, bu nedenle her iki yazar da feminist yazın geleneğinin temsilcileri olarak düşünülebilir. Özellikle Sevim Burak Ecriture Feminine geleneğinin bir temsilcisidir. Burak ve Le Guin'in eserlerinde temel olarak incelenen; ötekilik, baskı ve içselleştirilmiş itaatkarlık temaları bağlam, karakter ve söylem analizleri yoluyla incelenmiştir. Kadınların patriyarkal, 'eril' bakış açısı ile değerlendirildiği; hem zihinde hem de mekanda 'öteki' olarak kabul edildiği ileri sürülmüştür. Bu bağlamda zihindeki ötekilik kadınların mental olarak değersizleştirilmesi olarak ifade edilirken, mekandaki ötekilik daha elle tutulur, somut sonuçlar olarak sunulmuştur. Ötekilik başlığında değersizleştirilme yoluyla 'kadınlaştırılmış' karakterlere de özel bir parantez açılmıştır. Bununla birlikte, kadınlar üzerindeki baskı iki ana başlıkta incelenmiştir: Bireysel baskı formları ve kolektif baskı formları. Eserlerde, anne baba baskısı ve evliliğin getirdiği baskı bireysel baskı formları olarak ele alınırken, kolektif baskı formları din, patriyarkal toplum ve metalaştırmaya odaklanır. Çeşitli yollarla baskılanan kadınların sınırlı seçenekleri olduğu ifade edilmiştir: İtaatkârlığı içselleştirmek ya da baskıyı sorgulamak hatta onunla mücadele etmek. İtaatkârlığı içselleştirenlerin zamanla ya bağımlı ya da imaj güdümlü karakterler oldukları ifade edilmiştir. Baskıya karşı mücadelelerinde çoğu kadın kendileri ile baskı şekilleri arasındaki gerilimde kaybolmuş ve çoğunlukla bu mücadele karakterlerin ölümleriyle sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sevim Burak, Ursula K. Le Guin, feminist eleştiri, kurgu, kadın temsilleri, baskı türleri, din, aile, evlilik, metalaştırma, ötekilik, içselleştirilmiş itiatkârlıkDoctoral Thesis The "i" in Istanbul: Reflections of American Expatriate Women on the City and on Their Conflicts of Identity(Kadir Has Üniversitesi, 2014) Sabuncu, Ayşe Neslihan; O'neil, Mary LouBu tez, İstanbul'da yaşayan Amerikalı kadınların kimlik çatışmalarını incelemektedir. "Cinsiyet" diye bir kategorinin olup olmadığı ve bu kategorinin "öteki" liğe neden olup olmadığı konusunda süregelen tartışmalar da bu tezin kapsamında yer almaktadır. İstanbul'da Amerikalı bir kadın olmak ve "öteki"likle sonuçlanan kültürlerarası çatışmaları deneyimlemek de bu tezin odağında bulunmaktadır. İstanbul'daki cinsiyet yaklaşımlarını ve kültürel uygulamaları ortaya çıkarmak ve bu kadınların kimliklerinin bu şehirde nasıl dönüştüğünü incelemek için 32 Amerikalı kadınla standart görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların İstanbul'da yaşadıkları süre 2 ay ile 41 yıl arasında çeşitlilik göstermekteydi ve ayrıca bu katılımcılar farklı meslek alanlarında çalışmaktaydılar. Grounded Theory (Gömülü Teori) yöntemiyle yapılan araştırmanın sonucunda ortaya çıkan başlıca tematik kodlar kimliğin inşası, üstünlük ve aşağılık, ötekiliğin silinemeyişi ve küresel ve kutuplaşan kültürlerdir. Toplanan veriler ve yapılan analizler, katılımcıların çok katmanlı kimliklerini bir yerden ötekine taşıdığını göstermektedir. Ne tamamiyle Doğulu ne de tamamiyle Batılı olan bir kültürle karşı karşıya kalan İstanbul'daki bu Amerikalı kadınlar, kendi kimlik sınırlarını genişletmişlerdir. Bu gruptaki Amerikalı kadınlardan "öteki" kategorisinden "bizden birisi" kategorisine geçişi beklenmesine rağmen, Türk bağlamında bu beklenti gerçekleşememiştir. Bu çalışma, yabancı bir coğrafya olarak İstanbul'da yaşayanların "bizden birisi" olarak benimsenme konusundaki uzlaşılamaz tutumu ve bu grubun İstanbul'daki yaşantılarına kendilerine yakıştırılan "yabancı" statüsüyle devam etmekte olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: cinsiyet, kültür, kimlikDoctoral Thesis Islam in the United States After 9(Kadir Has Üniversitesi, 2016) Aras, Murat; Howlett, Jeffrey WinslowMichel Foucault, toplum, bireyler, gruplar ve kurumlar arasındaki ilişkiler açısından, düşünce merkezine güç kavramını koyar. (Foucault 1972, 1979, 1980, 1982, 1995). Foucault, kurumların gruplar ve bireyler üzerinde gücünü nasıl uyguladığı ve bireylerin kendi kimliklerini doğrulayarak gücün etkilerine karşı nasıl direnç gösterdiğinden hareketle, gücün kurumların egemenliğinde olan ve birey ve gruplara karşı baskıcı bir şekilde kullanılan bir olgu olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğu sonucuna varır. (Foucault 1995, 194). Foucault'ya göre gücün etkileri asla "dışlayan", "bastıran", "sansürleyen", "soyutlayan", "maskeleyen", "gizleyen" gibi olumsuz terimlerle nitelendirilmemelidir. Çünkü Foucault için güç, en radikal biçiminde dahi olumlu etkiler üreten, sadece baskıcı değil aynı zamanda üretken bir kavramdır. (Ibid.) 11 Eylül saldırıları sonrasında Dearborn'daki Müslümanlar yaşadıkları damgalanma, dışlanma, ayrımcılık, önyargı ve şiddete rağmen bireyselliklerini ve öz-farkındalıklarını kazandılar, ve kimliklerini yeni bir seviyeye yükselttiler. Sessiz kalmayı ve Amerikan hayatına asimile olmayı tercih eden bir önceki neslin aksine (Ali-Karamali 2012), yeni nesil Müslümanlar sosyal hayatta aktif roller almaya başladılar. Sık sık "Birleşik Devletlerin İslam Başkenti" olarak adlandırılan bir şehrin ve yeni kurulan Müslüman karşıtı protesto güzergâhında mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir çekim merkezinin sakinleri olarak (Denvir 2012), 11 Eylül'ün etkilerine kendi kurumlarını, sosyal hizmet ve medya kanallarını kurmak, ve Şii ve Sünni Müslümanlar olarak farklılıklarına rağmen sosyal ve politik konularda topluca hareket etmek yoluyla direndiler. (Ewing 2008, 6). Sonuç olarak, aday gösterdikleri ilk Müslüman Kent Konseyi Başkanını ve meclis üyelerinin çoğunluğunu seçmeyi başardılar. Time Dergisi, her iki sonucun şehrin karmaşık ırksal tarihi göz önüne alındığında birer kilometre taşı olduğuna inanmaktadır. (Dias 2013). Bu bağlamda, Dearborn'daki Müslümanların 11 Eylül sonrası yaşadıkları gücün olumlu etkilerini ispatlamakta ve Foucault'nun iddialarını doğrulamaktadır.
