Show simple item record

dc.contributor.advisorKılıçkıran, Didemen_US
dc.contributor.authorYıldırım, Yağmur
dc.date.accessioned2021-08-03T12:52:05Z
dc.date.available2021-08-03T12:52:05Z
dc.date.issued2020
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.12469/4155
dc.description.abstractFeminizmin hak mücadelelerinde ve popüler kültürde sıcak bir tartışma konusu olduğu, Women's March ve #MeToo gibi kitlesel kadın hareketlerinin tüm dünyada yayıldığı, kimi görüşlerce feminizmin 'dördüncü dalga'sı olarak yorumlanan zamanlara tanıklık etmekteyiz. Ayrılıkçı politikaların, felaketlerin, krizlerin ve prekaryalığın giderek arttığı, hasar görmüş bir gezegende bugün, feminizmin daha demokratik ve sürdürülebilir bir dünya için mücadelesi kritik bir anlam taşıyor. Bununla beraber, son yıllarda yeşeren Siyah Hayatlar Önemlidir, Arap Baharı, işgal hareketleri, İklim İçin Okul Grevleri gibi toplumsal hareketlerin işaret ettiği proaktif eylem biçimleri ve bunların mekânsal karşılıkları, akademide taze bir diyalog başlattı; Judith Butler, Nikolaus Hirsch, Jane Rendell, Markus Miessen son dönemde bu bağlam üzerine düşünen isimlerden bazıları. Bu ortamda 'eleştirel mekânsal pratik'lere feminist yaklaşımlar benimseyen kimi grupların ortaya çıkışı dikkat çekiyor. Bu gruplar müdahaleler, yeni temsil stratejileri, yere özgü kolektif üretimler, yeni pedagojiler gibi araçlarla daha yaşanabilir bir dünya için yeni davranışlar, süreçler ve bilgi üretme biçimleri geliştiriyor. Tüm bu gelişmelerin bugün, mekânın kavranışına ve üretimine dair konvansiyonel sınırları aşan yeni perspektifler yarattığını öne sürmek mümkün. Bu perspektiflerin, yeni gelecekler ve yeni bir aradalık biçimleri inşa etmenin aracı olduğuna inanıyorum. Tez çalışmam ile bu gündemi mimarlık ve yapılı çevre alanında feminist bir örgütlenmenin henüz olmadığı Türkiye'ye taşımayı amaçlıyorum. Türkiye'den kimi grupların ve bireylerin pratiklerini feminist yaklaşımlı mekânsal pratikler olarak öneriyorum ve bu pratiklerde gözlemlenebilecek 'yere özgü' feminist araçları, taktikleri ve ilişkisellikleri tartışıyorum. Mimarlık, sanat, kentsel aktivizm gibi alanlardan farklı pratikleri 'mekânsal pratik' kavramında birleştirerek, yapmanın 'öteki' biçimlerini feminist bir çerçeveden tartışmayı amaçlıyorum. Bu pratikler hem kentsel mekânda cisimleşmiş ötekileştirme, dışlama, çözülme gibi güç yapılarıyla mücadele ediyor hem de uyarlama, tersine çevirme, güçlendirme gibi özgün taktiklerle baskın sistemlere karşı koyuyor. Çalışma, Jane Rendell'ın (2007) 'eleştirel mekânsal pratik' kavramından faydalanarak Aslıhan Demirtaş, Atılkunst, Başka Bir Atölye, Canan, Cins Adımlar, düşhane, Esra Ersen, Gülçin Aksoy, Hale Tenger, Istanbul Walkabouts, Kültür, Mutfak / Matbakh, Mor Stüdyo, Oda Projesi ve Şükran Moral'ın pratiklerine odaklanıyor. Bu örnekleri 'hassasiyetler' olarak ifade ettiğim bir dizi özelliğin başlıklarında inceliyorum; Rendell bu özellikleri, eleştirel mekânsal pratiklere özgün bir feminist yaklaşım tanımlamak için ortaya koyuyor: 'başkalık', 'kolektiflik', 'öznellik', 'performatiflik' ve 'maddesellik'. Tüm pratiklerin kadın öznelerce icra edildiği çalışmamın çıkış noktası, kadın özneleri güçlendirmek ve farklı mekânsal pratikleri politik, toplumsal, kentsel bağlamlarıyla feminizm müşterekliğinde haritalamak. Böylece hem Türkiye'de yeni bir tartışma başlatmayı hem de bu konuda gelişmekte olan küresel diyaloğa katkıda bulunmayı umuyorum. Anahtar Sözcükler: Feminizm, Mekânsal Pratik, Toplumsal Cinsiyet, Türkiye, Mimarlık, Mekântr_TR
dc.description.abstractFeminism has recently become a widely debated issue in political struggles and popular culture on a global scale. Some interpret these days as 'fourth wave feminism', fostered by concerted activities in both physical and cyberspace, such as The Women's March and #MeToo. At the same time, the emergent proactive actions by movements like Black Lives Matter, The Arab Spring and Occupy movements, and School Strike 4 Climate have initiated a fresh dialogue in academia, where many scholars have argued for a greater role for feminism, and its bid for a more democratic and sustainable world, in our times marked by divisive politics, human catastrophes, and increasing austerity and precariousness on a planet that is seriously damaged. Discussions on the spatial implications of all these phenomena have found a particular transdisciplinary niche as well, with contributions from scholars like Judith Butler, Nikolaus Hirsch, Jane Rendell and Markus Miessen, leading, in turn, to the emergence of a number of autonomous groups around the world who adopt a feminist approach as 'a critical modality of spatial practice'. These groups seek to alter dialogues, behaviors, processes, and methods of producing knowledge and space in order to build the foundations of a more livable world. They generate new perspectives that transgress conventional boundaries in our understanding of space and spatial production. This thesis is written in the belief that this critical modality of spatial practice inspired by a feminist understanding of the world deserves a closer inspection if we are to construct a better future and a more peaceful and sustainable way of living on earth. My aim, in particular, is to seek local correspondences of the global agenda briefly described above, i.e. to follow the traces of a feminist understanding of spatial production in Turkey, where no feminist – or women's – organizations in architecture and built environment have come into existence yet. To do so, I draw attention to the practices of a number of groups and individuals working in various fields, including art, architecture, and urban activism, and try to unveil their 'site-specific' tools, tactics, and relationalities, which I interpret as exhibiting a feminist approach to spatial practice. I survey the distinctive social, political, cultural, and urban contexts in which these practices have settled in and to which they have reacted, in order to discuss ways of doing 'otherwise' and 'otherhow' from a feminist standpoint. I try to show how these practices both challenge marginalizations, dissolutions, and exclusions by power structures embodied in urban space, and resist the dominant orders through particular tactics such as subversion, appropriation, dissemination, and empowerment. Methodologically, the study follows Jane Rendell's (2007) concept of 'critical spatial practice'. I focus on the practices of Aslıhan Demirtaş, Atılkunst, Başka Bir Atölye / Another Kind of Workshop, Canan, Cins Adımlar / The Curious Steps, düşhane, Esra Ersen, Gülçin Aksoy, Hale Tenger, Istanbul Walkabouts, Kültür, Mutfak / Matbakh, Oda Projesi / The 'Room Project', Şükran Moral, and The 'Purple Studio' and discuss them through a set of particular features that I call 'feminist sensitivities' to interpret what Jane Rendell frames as a specifically feminist approach – that is, 'alterity', 'collectivity', 'subjectivity', 'performativity', and 'materiality'. The groups and individuals whose practices I discuss under these titles are (and are formed by) women specifically, since, in addition to helping initiate a new discussion in Turkey, I also hope that this thesis will contribute to the empowerment of women practitioners. Keywords: Feminism, Spatial Practice, Gender, Turkey, Architecture, Spaceen_US
dc.language.isoTurkishtr_TR
dc.publisherKadir Has Üniversitesien_US
dc.titleCharting spatial practices of feminisms in Turkey: Sensitivities, tools, and tactics / Türkiye'de feminist mekânsal pratikler: Hassasiyetler, araçlar, taktikleren_US
dc.contributor.khasauthorYıldırım, Yağmuren_US


Files in this item

Thumbnail

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record