TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/4467
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Institution Author "Akpınar, Belhhan"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article Açık kalp cerrahisi sonrası vertebral osteomiyelit mediastinitin önemli bir komplikasyonu(2001) Güden, Mustafa; Akpınar, Belhan; Sağbaş, Ertan; Sanisoğlu, İlhan; Şirvancı, Mustafa; Bayramoğlu, Zehra; Çaynak, Barış; Yüksel, Alper[Abstract Not Available]Article Aortanın İleri Derecede Aterosklerozunda Koroner Arter Cerrahisi(1999) Akpınar, Belhhan; Güden, Mustafa; Polat, Bülent; Sağbaş, Ertan; Sanisoğlu, İlhan; Sönmez, Bingür; Demiroğlu, CemşidAçık kalp cerrahisinde tekniklerin ilerlemesine rağmen nörolojik komplikasyonların görülme sıklığı azalmamıştır ve inme (stroke) morbidite ve mortaliteyi önemli ölçüde artırmaktadır. Bu yazıda çıkan aortada ileri derecede kalsifikasyon bulunan vakalarda hipotermik fibrilasyon tekniği kullanılarak aortaya dokunulmadan ve kross klemp konulmadan yapılan koroner by-pass ameliyatları anlatıldı. 2 yıl içinde aortada ileri derecede kalsifikasyon bulunan 23 olguda bu teknik kullanıldı. Yaş ortalaması 65 + 3 yıl idi. Kardiopulmoner bypass için femoral arter ve sağ atrium kullanıldı. Tüm hastalar 26-28 ºC'de ventriküler fibrilasyon ile ameliyat edildi ve internal torasik arterler ve gastroepiploik arter ve bu greftlerin kombinasyonu kullanıldı. Aortaya klemp uygulanmadı ve proksimal anastomoz yapılmadı. 30 günlük ölüm oranı 0 idi. Hiçbir olguda nörolojik komplikasyon, alt ekstremite iskemisi ve hemodinamik problem gözlenmedi. Sadece 1 olgu kanama nedeniyle tekrar ameliyata alındı ve eksik revaskülarizasyon yapılan 1 vakada peroperatif miyokard enfarktüsü görüldü, fakat hemodinamik olarak bir problem olmadı. Bu teknik iyi miyokard korunması sağladığı, uygun revaskülarizasyonu engellemediği ve emboliye bağlı nörolojik komplikasyonları önemli ölçüde engellediği için tercih edilebilir.Article Atriyal fibrilasyonun cerrahi tedavisi(Türk Kardiyoloji Derneği / Kare Yayıncılık, 2007) Akpınar, Belhhan; Sağbaş, Ertan; Güden, Mustafa; Sanisoğlu, İlhanTeknolojideki hızlı gelişmeler atriyal fibrilasyonun (AF) cerrahi tedavisinde birçok yenili¤i beraberinde getirmiştir. Maze III operasyonu, AF’nin cerrahi tedavisinde altın standart olarak kabul edilmekle beraber teknik zorluk ve baz› komplikasyonlar nedeniyle yayg›n kullanım alanı bulamamıştır. Alternatif enerji kaynaklarının kullanıma girmesi ile orijinal yöntem ile kesip dikerek oluşturulan lezyonlar bu enerji kaynaklarıyla çok daha kısa sürede emniyetle oluşturulmaktadır. Bu işlemlerle %70-98 arasında değişen oranlarda başları elde edilmektedir. İki bin beş yılı Haziran ayı itibariyle dünyada otuz binin üzerinde hastaya cerrahi ablasyon işlemi yapıldığı bildirilmektedir. Ancak yaygın uygulama bazı komplikasyonlar› beraberinde getirse de cerrahi ablasyonun yaygın kabul görmesine engel olamamıştır. Öte yandan tek başına AF’li olgularda minimal invazif tekniklerle cerrahi ablasyon, perkütan tekniklere önemli bir alternatif oluşturmaktadır. Bu derlemede atriyal fibrilasyonun cerrahi tedavisinin tarihsel geliflimi ve güncel klinik uygulamalar üzerinde durulacakt›r. (Anadolu Kardiyol Derg 2007; 7: 65-73)Article Koroner cerrahisinde tek klemp tekniğinin nörolojik ve kardiyak sonuçlar üzerine etkisi(2001) Güden, Mustafa; Sağbaş, Ertan; Sanisoğlu, İlhan; Akpınar, Belhhan; Yılmaz, OğuzAmaç: Koroner bypass cerrahisi sırasında tek ve çift klemp tekniklerinin kardiyak ve nörolojik sonuçları retrospektif olarak araştırıldı. Materyal ve Metod: 680 olguda (Grup 1) distal ve proksimal anastomozlar aortada kros klemp kaldırılmadan (tek klemp) tamamlandı. 820 olguda ise konvansiyonel yan klemp tekniği (çift klemp) kullanıldı ve distal anastomozlar tamamlandıktan sonra kros klemp kaldırılarak proksimal anastomozlar için yan klemp yerleştirildi (Grup 2). Acil girişimler çalışma dışı bırakıldı. Bulgular: Gruplar arasında yaş, cins, greftlenen damar sayısı ve sol ventrikül fonksiyonları açısından fark yoktu (p = 0.18). Ancak Grup 1'de komorbid faktörler (reoperasyon, kronik obstruktif akciğer hastalığı, aterosklerotik aorta, karotis arter hastalığı ve geçirilmiş serebral hadise daha fazla idi (p = 0.05). Her iki grupta da miyokard koruması antegrad-retrograd izotermik kan kardiyoplejisiyle sağlandı. Grup 1'de ortalama anastomoz sayısı 2.9 ± 0.7, Grup 2'de 3.0 ± 0.7 idi (p = 0.2). Her iki grup arasında iskemik süre açısından anlamlı fark saptanmazken, Grup 1'de kardiyopulmoner bypass (KPB) zamanı ve iskemi sonrası KPB'den çıkma süresi Grup 2'ye göre daha kısa bulundu (p = 0.03). KPB sonrası inotrop ihtiyacı yönünden iki grup arasında anlamlı fark yoktu. Postoperatif CPK değerleri Grup 1'de daha yüksek bulundu. Ancak CPK-MB değerleri ve peroperatif miyokard infarktüsü oranları arasında anlamlı fark bulunmadı. Grup 1'de 5 (%0.9), Grup 2'de 8 (%1) olgu erken dönemde kaybedildi. Grup 1'de 5, Grup 2'de ise 18 olguda majör nörolojik hasar gelişti (p = 0.018) ve Grup 2'de olgulardan dördü nörolojik komplikasyon nedeniyle kaybedildi. Sonuç: Tek klemp tekniği aortada embolizasyonu en aza indirme ve nörolojik komplikasyonların azaltılması, klempin kaldırılmasından sonra tam revaskülarizasyon sağlamak ve dolayısıyla iskemik süreyi kısaltmak gibi sebeplerle tercih edilebilir. Sonuçlarımız yöntemin miyokard koruma yönünden belirgin bir avantajını gösterememiş, ancak nörolojik komplikasyonlar ve mortalite tek klemp tekniği uygulanan grupta anlamlı olarak az bulunmuşturArticle Video yardımı ile minimal invazif "port-akses" kalp cerrahisi erken dönem sonuçları(Kare Yayıncılık, 2003) Güden, Mustafa; Sağbaş, Ertan; Sanisoğlu, İlhan; Kazımoğlu, Kamran; Özbek, Uğur; Bayramoğlu, Zehra; Oral, Kerem; Akpınar, BelhhanAmaç: Bu çalışmada video yardımıyla minimal invazif yöntemle yapılan mitral kapak ve atriyal septal defekt (ASD) kapatılması ameliyatlarının erken dönem sonuçları değerlendirildi. Yöntem: Ocak - Aralık 2002 tarihleri arasında video yardımıyla 8 ASD 'nin kapatılması, 38 mitral kapak değişimi ve 16 mitral kapak tamiri ameliyatları gerçekleştirildi (n=62). Bu ameliyatlara ek olarak 31 hastada atriyal fibrilasyon tedavisi için radyofrekans ablasyon işlemi, 7 hastada triküspit kapak tamiri ameliyatları yapıldı. ASD grubunda yaş ortalaması 27 ±10 iken mitral kapak değişimi grubunda 51,8± 11 ve mitral kapak tamiri grubunda 48.2+12.5 idi. ASD grubunda kadın/erkek oranı 6/2 iken mitral kapak değişimi grubunda 28/10, mitral kapak tamiri grubunda 10/6 idi. Ortalama ejeksiyon fraksiyonu (EF) %45±7 idi. Perkutan internal juguler ven, femoral ven kanülasyonu ve femoral arter kanülasyonu ile kardiyapulmoner bypass' a geçildi. Ameliyatlar 5mm-lik endoskop yardımı ile 4-6 cm-lik sağ anterolateral mini torakotomiden gerçekleştirildi. Aort transtorasik aort klempi (Chitwood) ile klemplendi ve kardiak koruma için antegrad kan kardioplejisi kullanıldı. Bulgular: ASD grubunda iskemi süresi 39.1 ± 14.2 dak iken mitral kapak değişimi grubunda 102.2+29.4 dak ve mitral tamir grubunda 111 .1 ± 23.3 dak idi. ASD grubunda pompa süresi 93.3 ±24. l dak iken mitral kapak değişimi grubunda 158+30.8 dak ve mitral kapak tamir grubunda 166.6+24. 1 dak idi. Yoğun bakımda ve hastanede kalış süreleri ASD grubunda 1 ile 5±0.9 gün, mitral kapak değişimi grubunda l .7+1.2 ile7. l ±1 .2 gün, mitral kapak tamiri grubunda 1,8 ± 1.3 ile 8 ±I .7 gün idi. Mitral kapak tamiri yapılan bir hasta akciğer enfeksiyonu nedeni ile kaybedildi. (% l .6). Miyokard enfarktüsü, nörolojik hadise ve periferik kanülasyona bağlı komplikasyon gözlenmedi. Kanama nedeni ile 2 hasta (% 3.2) revizyona alındı. Uygulanan prosedüre bağlı herhangi bir komplikasyon gözlenmedi. Ameliyat sonunda vapılan transözofajial ekokardiografik tetkiklerde kapak tamiri yapılan 14 vakada kaçak yokken, iki vakada minimal kaçak mevcuttu. ASD grubunda ve mitral kapak replasınanı yapılan grubda kaçak tespit edilmedi. Sonuç: Video yardımı ile minimal invazif mitral kapak ve ASD 'nin kapatılması ameliyatları güvenli ve iyi sonuçlar göstermektedir. Hasta konforunun iyi olması, kozmetik yönü ve sonuçlarının güvenilir olması nedeııivle bu tekniğin belli hasta grubunda tercih edilebileceği düşünülebilir.
