TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12469/4467

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 675
  • Article
    Identity and the Availability of Emergency Contraception From Pharmacies in Istanbul
    (2021) Oneıl, Mary Lou; Fidan, Bahar Aldanmaz
    Emergency contraception (EC) has been and remains available in Turkey without prescription since 2002. This study attempted to determine the availability of emergency contraception from pharmacies in Istanbul, Turkey and whether the identity of the purchaser had any impact on availability. More specifically, we sought to understand if young women feel shamed or denied access to EC. This study employed a mystery patient/shopper approach where mystery patients attempted to purchase emergency contraception from a random sample of 352 pharmacies in Istanbul. Mystery shoppers, ages 18-22, were trained and provided a standard scenario and identity. The identities included: conservative/ religious female; secular/modern female; and male. After each pharmacy visit, the mystery patients recorded the details of their attempts to purchase EC. In 95.4% of visits mystery shoppers were able to purchase EC. Despite the availability of several types of EC, little choice was given to shoppers. Male mystery shoppers were given more choice of EC than their female counterparts and were more often able to purchase the less expensive form of EC. In the majority of transactions, pharmacists offered no medical instructions or recommendations. EC is widely available from pharmacies in Istanbul but lack of choice and information from pharmacists result in a less than ideal health care experience.
  • Article
    Citation - WoS: 17
    Citation - Scopus: 20
    In Silico Design of Novel and Highly Selective Lysine-Specific Histone Demethylase Inhibitors
    (Scientific Technical Research Council Turkey-Tubitak, 2011) Akdoğan, Ebru Demet; Erman, Burak; Yelekçi, Kemal
    Histone lysine-specific demethylase (LSD1) is involved in a wide range of epigenetic processes and plays important roles in gene silencing DNA transcription DNA replication DNA repair and heterochromatin formation. Its active site shows a resemblance to those of 2 homologous enzymes monamine oxidase A and B (MAO-A and MAO-B.) In the present work starting from suitable scaffolds and generating thousands of structures from them 10 potential inhibitors were obtained with structural and physicochemical properties selectively suitable for inhibiting LSD1. iLib Diverse software was used to generate the diverse structures and 3 docking tools CDOCKER GOLD and AutoDock were used to find the most probable potential inhibitor based on its binding affinity. The dispositions of the candidate molecules within the organism were checked by ADMET_PSA_2D (polar surface area) versus ADMET_AlogP98 (the logarithm of the partition coefficient between n-octanol and water) and their suitability is discussed. The LSD1 inhibition activities of the candidates were compared with the properties of trans-2-phenylcyclopropylamine (tranylcypromine) and 2-(4-methoxy-phenyl) cyclopropylamine which are the 2 known inhibitors of LSD1.
  • Article
    Yolsuzluğun Vergisel Araçlarla Önlenmesi
    (Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2014) Şener, Orhan
    Kamusal mal ve hizmetlerin temel ekonomik özellikleri, gelişmekte olan ülkelerin en önemli sosyo ekonomik sorunu olan yolsuzluğun en önemli nedendir. Bölünemezlik, birlikte tüketim ve hizmetten yararlanmanın dışlanamaması gibi bu özellikler yolsuzluğu teşvik edici bedava yararlanma motivasyonuna yol açmaktadır. Bu çalışmamda Yolsuzlukla mücadele için 1960lı 1970li yıllarda Avrupa’nın tamamında refah ya da sosyal devletin oluşması amacıyla sıkı bir biçimde uygulamaya konulan Servet vergilemesini önermekteyim. Bu uygulamaya göre, % 2 ya da % 3 gibi düşük bir oranla uyğulanan genel ve özel bir Servet vergilemesiyle Avrupa ülkelerinde bir yandan gelir dağılımı iyileştirilirken, ayrıca yolsuzluk önemli ölçüde kontrol altına alınmıştır. Servet vergilemesine ek olarak ayrıca ülkemizde büyük çapta yolsuzluklara yol açan kent rantlarını azaltmak amacıyla ise, kıymet artışı ve ve sermaye kazançları vergisini de önermekteyim. Bütün bu vergisel önlemlere ek olarak, sonuç bölümünde özetlediğimiz gibi ALmanya’da yolsuzluk suçları için uygulanan özel yargılama usulü ile bazı yönetsel önlemleri de önermekteyim.
  • Article
    Türkiye’de Genç Yetişkinlerin Sosyal Medya Kullanımları ve Paylaşım Türlerinin İncelenmesi
    (2023) İnceoğlu, İrem; Kaya, Yiğit Bahadır; Cöbek, Gözde; Alkurt, Saygın Vedat; Baş, Özen; Sunam, Aylin
    Bu çalışma, Türkiye’deki 18-29 yaş aralığındaki gençlerin hangi sosyal medya platformlarını kullandıklarına, ne kadar sıklıkla kullandıklarına ve bu platformlarda ne tarz içerikler paylaştıklarını incelemektedir. Literatüre katkı olarak, gençlerin sosyal medya kullanım pratiklerinin, paylaşım türlerinin ve motivasyonlarının sosyodemografik özelliklerle (cinsel kimlik, yaş, yaşanılan yer, sosyoekonomik statü, eğitim seviyesi ve dinî kimlik) ilişkisini araştırmaktadır. Türkiye’nin 12 ilinde yaşayan gençlerle gerçekleştirilen yüz yüze anket çalışmamızın (N=1537) bulgularına göre, en çok kullanılan sosyal medya platformları sırasıyla Instagram, YouTube ve Twitter’dır. Bulgular, bir zamanlar gençlerin yoğunlukla kullandığı Facebook’un popülerliğini yitirmeye başladığını ortaya koymaktadır. Gençlerin öğrencilik durumları, sosyoekonomik statüleri, yaşadıkları il ve cinsel kimlikleri ile sosyal medya tercihleri arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenmektedir. Ayrıca cinsel kimlik, dinî görüş, sosyoekonomik statü, öğrencilik durumu ve yaşanılan il ile sosyal medyaya paylaşılan içerik türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmamız, ulusal ve uluslararası çalışmaların bulgularını kısmen doğrulamakta ve önemli farklılıklar ortaya koymaktadır. Türkiye’deki genç yetişkinlerin sosyal medya pratiklerine dair güncel bir veri sunmaktadır.
  • Article
    Sigorta Ettirenin Sözleşme Öncesi Beyan Yükümlülüğünün İhlaline İlişkin Türk Ticaret Kanunu Hükümlerinin Alman Sigorta Sözleşmeleri Kanunu’nda ve Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku Prensipleri’nde Yer Alan Düzenlemeler Açısından Değerlendirilmesi
    (Istanbul Univ, Fac Law, 2021) Acikel, Aslihan Erbas
    Sigorta sözleşmesine ilişkin müzakerelerin başladığı andan itibaren oldukça karmaşık hak ve yükümlülüklerden teşekkül eden bir borç ilişkisi doğmaktadır. Karşılıklı güven ilişkisine dayanan ve dürüstlük kuralının özel bir önemi haiz olduğu bu borç ilişkisinde, tarafların birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü sözleşmenin kurulması safhasında o kadar esaslı bir role sahiptir ki kanun koyucu her iki taraf için de bu yükümlülüğün ifasını özel düzenlemelere tabi tutmuştur. Nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda sigortacının aydınlatma yükümlülüğüne yer verilmiş ve sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğü çok detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu kapsamda Kanun’da sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünü nasıl ifa edeceği ve ifa etmemesi ya da eksik yahut yanlış ifa etmesi halinde doğacak sonuçlar belirtilmiştir. Ancak ilgili Kanun hükümleri pek çok yönden belirsizlik taşımakta, bu nedenle uygulamada ve öğretide çok farklı şekilde yorumlanmaktadır. Sigorta genel şartlarının çoğunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce kaleme alındığı dikkate alındığında, konuya ilişkin detaylı incelemelerin önemi ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde sigortacının sahip olduğu hakları Avrupa Birliği Sigorta Sözleşmeleri Prensipleri ve mehaz kanun olan Alman Sigorta Sözleşmesi Kanunu ile karşılaştırmalı olarak ele alarak incelemektir. Bu çerçevede beyan yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde sigortacının TTK m. 1439’da düzenlenen haklarının, beyan yükümlülüğünün ihlal edilmesinden önce veya sonra öğrenilmesine göre bir ayrıma tabi tutulup tutulmadığı, cayma hakkının niteliği ve bu hakka ilişkin olarak ortaya çıkan sorunlar, rizikonun gerçekleşmesi halinde uygulanacak hükümler yönünden sigortacının kusurunun belirleyici olmasının yarattığı güçlükler ve sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü ile sigortacının aydınlatma yükümlülüğü arasında nasıl bir ilişki kurulması gerektiği üzerinde durulacaktır. Ayrıca çalışma sırasında elde edilen bulgular ışığında konuya ilişkin yargı kararları irdelenecektir.
  • Article
    The Influence of the Belgian Constitution on Ottoman Constitutional Law;
    (Istanbul University Press, 2024) Akad,M.
    The Belgian Constitution of 1831 is one of the constitutions that set an example during the preparation process of Ottoman constitutional law. The most important reason for this was the spirit of the Belgian Constitution, which brought together the monarch, parliament, and executive branch. Despite being inspired by the Belgian Constitution, Ottoman constitutional law was significantly different. The main objective of this study is to identify the similarities and differences between the two documents and to understand the spirit of Ottoman constitutional law. Therefore, to clarify the differences between documents, a comparative method is adopted primarily centered on articles that organize the structure and authority of the monarch and legislative and executive bodies. The main differences can be observed in the relationship among these three bodies. When the necessary provisions are compared, Ottoman constitutional law lacks specific provisions that might allow the development of equitable harmony between the monarch, parliament, and cabinet. More precisely, Ottoman constitutional law did not have the foundations for limiting the sultan’s power and creating a balanced division of power among the three bodies. Consequently, despite their similarities, Ottoman constitutional law lacks certain elements that allow it to be called a constitution; therefore, it is instead referred to as a constitutional charter. © 2024 Istanbul University Press. All rights reserved.
  • Article
    Simulation Studies for Motion Control of Multiple Biohybrid Microrobots in Human Synovial Fluid With Discontinuous Reference Signals
    (2021) Tabak, Ahmet Fatih
    It is envisioned that biomedical swarms are going to be used for therapeutic operations in the future. The utilization of a single robot in live tissue is not practical because of the limited volume. In contrast, a large group of microrobots can deliver a useful amount of potent chemicals to the targeted tissue. In this simulation study, a trio of magnetotactic bacteria as a task-force, Magnetospirillum Gryphiswaldense MSR-1, is maneuvered via adaptive micro-motion control through an external magnetic field. The magnetic field is induced by a single permanent magnet positioned by an open kinematic chain. The coupled dynamics of this small group in the human synovial tissue is simulated with actual magnetic and fluidic properties of the synovial liquid. The common center of mass is tracked by the equation of motion. The overall hydrodynamic interaction amongst all three bacteria is modeled within a synovial medium confined with flat surfaces. A bilateral control scheme is implemented on top of this coupled model.The position of the common center of mass is used as the reference point to the end-effector of the robotic arm. The orientation of the magnetic field is rotated to change the heading of the bacterial-group in an addressable manner. It has been numerically observed that controlling the common swimming direction of multiple bacteria is fairly possible. Results are presented via the rigid-body motion of the robotic task-force as well as the fluidic and magnetic force-components acting on the bacteria along with the bilateral control effort in all axes.
  • Article
    Arka Plan Televizyonun Erken Çocukluktaki Gelişim ve Çocuk- Ebeveyn Etkileşimleri ile İlişkisi: Bir Derleme Çalışması
    (2022) Uzundağ, Berna
    Küçük çocukların yaşadıkları evlerde televizyon sıklıkla, özellikle de aile üyelerinin birlikte zaman geçirdikleri süreler boyunca açıktır. Televizyonun arka planda açık olması hem çocuk gelişimi hem de çocuk- ebeveyn etkileşimleri açısından olumsuz çıktılarla ilişkilendirilmiştir. Bu derleme çalışmasında, arka plan televizyonun (1) farklı tanım ve ölçüm yöntemlerini, (2) çocuklu evlerdeki yaygınlığını, (3) ailenin sosyoekonomik seviyesi ile ilişkisini, (4) dikkat, öz düzenleme ve dil gelişimi gibi becerilerin gelişimiyle ilişkisini ve (5) çocuk gelişimi için önem taşıyan çocuk-ebeveyn etkileşimlerini nasıl etkilediğini inceledik. Bulgular, arka plan televizyonun bebekli ve küçük çocuklu evlerde yaygın olduğunu, ailenin eğitim düzeyi düştükçe arka plan televizyon miktarının arttığını ve televizyonun arka planda açık olma sıklığının çocukların dikkat ve öz düzenleme becerileri ve çocuk-ebeveyn etkileşimlerinin miktarı ve kalitesi ile olumsuz yönde ilişkili olduğunu göstermektedir. Boylamsal çalışmalara ve farklı kültürlerde yürütülen çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Gelecek araştırmaların arka plan televizyon miktarını günlük yöntemiyle ölçmesi ve çocuk gelişimi ile ilgili olabilecek çeşitli değişkenleri (örn. dil girdisi, sosyoekonomik seviye) kontrol değişkeni olarak kullanması önerilmektedir.
  • Article
    Roma ve Türk Hukuku’nda Aile Fideikomisi (fıdeıcommıssum Famılıae Relıctum) Kavramı
    (Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2020) Söğüt, İpek Sevda
    Fideicommissum familiae relictum, bir kimsenin irade açık- lamasıyla, malvarlığında bulunan bir malı veya terekesinin tamamını, kendisinin öngördüğü intikal sırasına göre ve üzerinde tasarrufta bulunulmasını yasaklayacak şekilde aileye özgülemesidir. Bu kav- ram, Medeni Hukuk literatüründe “aile fideikomisi” olarak yer ala- rak, Türk Medeni Kanunu’nda yasaklanmıştır. Bu çalışma ile öncelikli olarak, doktrinde “aile fideikomisi yasağı” olarak nitelendirilen bu düzenlemenin yer aldığı aile vakfı kavramını ortaya koyabilmek ba- kımından Roma Hukuku’nda “vakıf” müessesesi üzerinde durulmuş- tur. Çalışmanın devamında ise, aile fideikomisi kavramının, Roma Hukuku’ndaki kökeni olan, fideicommissum familiae relictum açıklan- maya çalışılmıştır. Çalışmanın son kısmında ise, Türk Hukukunda aile fideikomisi yasağı üzerinde durulmuştur
  • Article
    Halit Ziya Öykülerinde Yazma Edimi
    (Cengiz Alyılmaz, 2019) Şişmanoğlu Şimşek, Şehnaz
    Halit Ziya Uşaklıgil, yazdığı yüz elliye yakın öyküsüyle, modern Türkçe öykünün önemli isimlerinden biri olmasına rağmen büyük ölçüde romanları ile öne çıkarılan bir yazar olagelmiştir. Bu çalışmanın amacı Halit Ziya öykülerinde ―modern birey olma hali‖nin ―yazma edimi‖ üzerinden nasıl temsil edildiği, özellikle ben-anlatıcının günlük, mektup ve anı defterlerini kullanarak iç dünyasını okura nasıl aktardığı, bu aktarmayı, temsili nasıl sorunsallaştırdığı ve bütün bunların geleneksel hikâye anlatıcılığından nasıl ayrıştığını çözümlemektir. İncelenen öykülerde bazı anlatısal özellikler tekrar eden bir yapıya sahiptir. Bu yapının şu üç temel özelliği mevcuttur: a) Birçok öykü, günlük-mektup ya da anı biçiminde ben-anlatıcı kullanılarak yazılmıştır, b) bu anlatıların genelinde çerçeve hikâye kullanılarak bir başka ben-anlatıcı anlatılanları nakletme işlevini yüklenir 3) anlatı içerisindeki çoğu ―yazma edimi‖ eksik ve tamamlanmamış olmalarıyla dikkat çeker. İncelemede ortaya konan bu üç noktanın Halit Ziya yazınında geleneksel hikâye anlatıcısının dönüşüme uğratılmasına, anlatmanın, yazmanın ve temsilin sorunsallaştırılmasına karşılık geldiği öne sürülmektedir.
  • Article
    LOOS’UN KONUT TASARIMLARINDA YER ALAN TİYATRO LOCALARININ GÖRSEL ETKİLEŞİM AÇISINDAN İRDELENMESİ
    (2022) Acırlı, Zeynep
    Modern mimarinin öncülerinden olan Adolf Loos’un konut tasarımlarına ait mekânsal kurgusunda yer alan tiyatro locaları, görsel etkileşim noktasında birçok tartışmaya konu olmuştur. Bu doğrultuda Loos’un tiyatro locası kurgusu ile mekân içerisinde oluşturduğu görme ve görülme ilişkisinin ortaya konulması önemli bulunmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın kapsamını, Loos’un tiyatro locası kurgusunun kilit örneklerinden olan Moller, Josephine Baker ve Müller Evleri oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında seçilen konut yapılarına ait görme ve görülme ilişkisi mekân dizim yöntemlerinden olan görünürlük grafik analizi ve eş görüş alanı analizi kullanılarak incelenmiştir. Eş görüş alanı kullanılarak yapılan analizler mekân kullanıcılarının bakış açıları dikkate alınarak oluşturulduğundan seçilen yöntem ile kullanıcıların mekân içerisindeki algıları ve hareketleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda kullanılan analiz yöntemi aracılığıyla seçilen mekânlara ait görsel etkileşim verileri elde edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, seçilen konut yapılarına dair görme ve görülme ilişkisini ve bu ilişkiye ait örüntü düzenlerini ortaya koymak araştırmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır.
  • Article
    Tarafsız 3d Mineral Harita Tahminleri Elde Etmek için Random Forest Tree Sınıflandırması Kullanılarak Epoksi Bloklardaki Dikey Kesitlerin Değerlendirilmesi
    (2021) Camalan, Mahmut; Çavur, Mahmut
    Alansal mineral haritaları, epoksi reçinenin dibine çöken cevher tanelerinin yüzeylerini içeren parlak kesitlerinden yapılmaktadır.Fakat, ağır mineraller nispeten dibe çökebilmekte ve parlak yüzeyi ağır mineraller açısından zengin yapabilmektedir. Bu ise parlakkesitlerden hesaplanan alansal (2D) mineral haritalarının, hacimsel (3D) haritaların taraflı tahminleri haline gelmesine sebepolabilmektedir. Bu çalışma, parlak kesite dik olarak (parçacıkların çökelme yönü boyunca) alınan rastgele bir kesitin bir kromitcevheri numunesinin 3D mineral haritasının tarafsız bir tahmini olarak kullanılıp kullanılamayacağını test etmeyi amaçlamaktadır.Bu çalışmanın amacı için, dikey kesitlerin 2D haritaları, öncesi ve sonrası görüntü işleme araçlarıyla bütünleşmiş Random Forestsınıflandırmasıyla elde edilmiştir. Daha sonra, 2D haritalar, stereolojik hatalar olmadığı varsayılarak 3D mineral haritalarınadönüştürülmüştür. 3D haritalardan tahmin edilen modal mineraloji ve tane boyu dağılımları, sırasıyla XRD ve kuru elemeanalizlerinden tahmin edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Herhangi bir 2D harita gerçek analizlere yakın modal mineraloji ve taneboyu dağılımı veriyorsa, bu 2D harita cevher numunesinin 3D haritasının tarafsız bir tahmini olarak seçilmiştir. Bu çalışmanınsonuçları herhangi bir dikey kesitin, ağır minerallerin öncelikli olarak çöktüğü parlak kesitten farklı olarak gerçek 3D haritanıntarafsız bir tahmini olacağını desteklemektedir.
  • Article
    Building a Nation, Building a Modern Capital City: a Comparative Study of Ankara’s and Tirana’s First Master Plans
    (2021) Hosanlı, Deniz Avcı; Resta, Giuseppe
    Two capital cities, Tirana and Ankara, once united under the Ottoman banner, shared a similar urban development process ideologically and physically as they were designated the new capital cities under disparate national banners in 1920 and 1923 respectively. After the disintegration of the Ottoman Empire, both cities witnessed a non-negligible transformation. Their urban development occurred in a congruent fashion including urban components and settlement patterns with a strong foreign influence, i.e., paid foreign technocrats for the case of Ankara, and the foreign fascist rulers for the case of Tirana. This article provided a comparative analysis of these two cities and their ideological and physical transformations via evaluation of their first urban development plans, i.e., Ankara’s by Carl Christoph Lörcher and Tirana’s by Gherardo Bosio, and ideological charges behind their implementations. The rise of new nationalist regimes employed urban planning as a tool to implement ideological modernization and nation-building agendas. The focus of the text was to correlate how the two modernist plans oscillated between a tabula-rasa approach and conservation and/or neglect of the existing Ottoman built environment.
  • Research Project
    Dağınık Çok Çekirdekli Cpu ve Çoklu Gpu Sistemleri İçin Heterojen Programlama Kütüphanesi
    (2015) Bozkuş, Zeki; Erten, Cesim
    Son yıllarda, yüksek hesaplama performansına ihtiyaç duyan uygulamaların en çok tercih ettiğibilgisayar mimarisi, çok çekirdekli CPU’lara eklenmiş çoklu GPUlardan oluşan heterojen sistemlerdir.Fakat bu tür sistemlerin programlanması alışagelmiş olduğumuz tek işlemci ve hatta çok işlemciprogramlamasından çok daha karmaşıktır.Bu projede, dağınık heterojen sistemler için, programcının verimliliğini artıran ve taşınabilme özelliğiolan bir paralel yazılım kütüphanesi geliştirilmiştir. Proje sıradan bir kütüphaneden çok, C++ dilininiçinde yer alan küçük, yeni bir programlama dilidir. Öyle ki programcı yazdığı herhangi bir C++ programıiçinde bu küçük dilin çekirdek fonksiyon ve veri tiplerini de kullanıp donanımda yer alan bütün paralelişlem cihazlarından (CPU/GPU) faydalanılarak paralel programları kolaylıkla yazabilmektedir.Her karmaşık yazılımda olduğu gibi Heterogeneous Programming Library (HPL) çeşitli katmanlardanoluşmaktadır. Ilk katmanı tekli CPU-GPU ortamında çalışmaktadır. İkinci katmandaki HPL ortak belleklitek-CPU bağlı, çoklu GPU sistemlerini kullanma katmanıdır. Son olarak da dağınık bellekli çoklu CPU GPU sistemlerini kullanana distHPL katmanıdır. İlk iki katman için dergi yayını yapmış bulunmaktayız.Son adim için ise teknik raporumuzu hazırladık, yayın yapmaya çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz HPLkütüphanesi taşınırlık, kolay programlama ve performans metriklerinde başarılı sonuçlar elde edildi.Örneğin OpenCL ile karşılaştırıldığında, HPL ile yazılan uygulamalarda %70-%90 oranlarda yazımkolaylığı gözlemledik. Son aşamada, iki biyoinformatik algoritmasını, geliştirdiğimiz programlamamodeliyle yazarak, yüksek hesaplamalı heterojen platformlarda çalıştırdık.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Toplumsal Olaylara Dair Episodik ve Semantik Bellek Süreçlerinin Heyecanlanma Düzeyi ile İlişkisinin Yaş ve Heyecanın Ölçüm Türü Açısından İncelenmesi
    (Istanbul Univ, 2020) Ece, Berivan; Öner, Sezin; Gulgoz, Sami
    The major aims of the study were to investigate (1) the potential differences in arousal levels for episodic (EM) and semantic memory (SM) processes regarding public events and the comparison of these differences for different age groups, (2) the consistency of self-report versus objective measures of arousal, and (3) phenomenological characteristics of the events as function of memory type and arousal level. The sample consisted of 32 young adults whose ages ranged between 18 and 25 years (M = 20.60, SD = 2.22), 33 middle-aged adults aged between 40 and 55 years (M = 47.32, SD = 6.60), and 30 elderly people aged between 60 and 75 years (M = 69.97, SD = 6.16). Participants were asked to make a remember/know judgment for the 10 public events presented to them. They further answered event-related questions (SM) and questions regarding the context of hearing about the event (EM). Moreover, they reported their arousal level during recall and evaluated each event in terms of phenomenological characteristics such as importance, emotional intensity, and valence. Arousal level was also measured using physiological measurements with the GSR device. Based on self-reports, EM processes were associated with higher arousal levels compared to SM processes whereas the five physiological indicators of arousal displayed different patterns. Both EM and SM performance displayed an increase together with the increasing arousal levels, and young participants displayed higher levels of arousal and faster physiological responses than both middle-aged and elderly adults. When phenomenological characteristics were examined, remembered public events were rated more important, emotionally more intense and more negative than known events. Furthermore, higher arousal levels were associated with higher ratings of emotional intensity, importance and negativity. The reliability of self-reports and the critical role of applying objective measures were discussed together with the findings. Finally, some suggestions were proposed for future research on the basis of the current limitations and results.
  • Article
    Hücresel Sinir Ağları için Gerilim Kaynaklı Hücre Modelleri
    (AVES YAYINCILIK, 2001) Tander, Baran; Ün, Mahmut
    Bu makalede, bağımsız ve bağımlı gerilim kaynağı tabanlı yeni bir Hücresel Sinir Ağı hücre devresi önerilmiştir. Bu modelde akım kaynaklı Chua ve Yang ‘ın klasik hücre devresinin aksine hücreler için denge noktaları dinamik birimdeki Rx ve Cx’ den bağımsızdırlar. Tam bir hücre devresi tasarlanıp kararlı ve kararsız durumlar için benzetimleri yapılmıstır. Önerilen modelin avantaj ve dezavantajları sonuçlar bölümünde tartışılmıştır.
  • Article
    Feminist Kuramların Çağdaş Sanat Pratiğinde İfade Bulması
    (Doğu Akdeniz Üniversitesi Kadın Araştırmaları ve Eğitimi Merkezi, 2015) Dede, Ebru
    Çağdaş feminist sanatçılar, 1960’lardan itibaren kadını “izlenen nesne” algısından kurtarmak ve kadının toplum içinde özne olarak varlığını göstermek amacıyla eserler üretmekte ve performanslar gerçekleştirmektedirler. Bu eserlerin ve performansların Freud ve Lacan’ın fallus merkezci psikanalist yaklaşımları ve Butler, Kristeva, Irigaray gibi feminist kuramcıların metinleri ile bağlantı kurularak yorumlandığı makale dört bölüme ayrılmıştır. Nesnellik Meselesi bölümünde, Butler ve Kristeva’nın beden ve aklın birlikte değerlendirilmesi görüşlerine ve Irigaray’ın kadının çoğul karakterinin kuramlaştırılması önerisine yer verilmiştir. Louise Bourgeois ile Füsun Onur nesnel eserleriyle kadının nesne olmadığını göstermiş, K8 Hardy, Emily Roysdon, Ginger Brooks Takahashi penis kıskançlığına ironik gönderme yapmıştır. Sarah Lucas kadının çoğul karakterini mizahi bir şekilde kurgulamıştır. Varlık Meselesi bölümünde, babasoylu kimlik sistemi tartışılmıştır. Her türlü cinsel kategorileşmeye karşı çıkan feministler, sisteme kadın diye bir varlık eklemenin adil olmayacağı görüşündedir. Kadının tarihini yazmanın mümkün olabileceğini gösteren sanat eserlerine örnek olarak Mary Beth Edelson, Judy Chicago ve Carolee Schneemann’ın çalışmaları bu bölümde ele alınmıştır. “Dile Gelmeyen Bellek” isimli çalışmam, toplumun kadından beklentilerinden dolayı, toplumda insan olarak yapmak istediklerimin baskılanmış olmasıyla ilgilidir. Kadının annelikle özdeşleştirilmiş olmasına karşı çıkan ve anne çocuk ilişkilerini yeniden tanımlamak isteyen feminist kuramlar ve eserler Annelik Meselesi bölümünde ele alınmıştır. Elinor Carucci ve Mary Kelly’nin çalışmaları anne ile çocuk arasındaki duygusal bağın önemini vurgularken, Nil Yalter’in performans videosu, kadına yüklenen anlamları bir arada sergilemektedir. “Ayrılık Öncesi Bağlılık” isimli eserim kadını doğurgan bir nesne olarak dar bir çerçevede sunar. Öznellik Meselesi bölümünde, öznenin eril olarak kuruluşu tartışılmaktadır. Li Wei ve Valie Export’un performansları kadını erkeğin yanında iktidar sahibi olarak gösterirken, Charles Ray ile Laurie Simmons’un eserleri gücün kadın bedeninde de olabileceğini kanıtlamaktadır.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    The Modular Design of the Mosque of Sehzade Mehmet
    (Turk Tarih Kurumu, 2023) Alioglu, E. Fusun
    The Mosque of Sehzade Mehmet had been built between 1543 and 1548 at an important location within the Historical Peninsula of Istanbul. The complex within which the mosque is built was located on the road which lies between the Aqueduct of Valens (Bozdogan) and the Fatih Complex. This area constituted the city center and had an impact over the silhouette of the city in the sixteenth century as it does today. The mosque was located at the center of the complex. The Mosque of Sehzade Mehmet was the first sultans mosque designed and built by Mimar Sinan. Even though Sinan himself considers the mosque as his apprenticeship work, researchers disagree. They instead identify the mosque as Sinan's mastership work. There is a plethora of research on the works of Mimar Sinan. In some of these, the existence of modular and/or proportional architecture is discussed. These researches have been conducted within the context of approaches which accept either Western proportion systems, traditional measurement systems, or dome unit as the module. In this article too, the Mosque of Sehzade Mehmet will be analytically studied in order to find out which modular system inspired the design. However, what differs this study from other works is the existence of an extensive survey which is conducted through the use of modern technology. Thus, through this survey, the topic is thoroughly studied with an approach which takes the dome unit as the module. The results are presented by various technical drawings.
  • Article
    KRİZ YÖNETİM SÜRECİ: TÜRKİYE’DE FAALİYET GÖSTEREN ÖZEL BİR BANKA ÜZERİNE İNCELEME
    (Pamukkale Üniversitesi, 2016) Oran, Feyza Çağla; Demir, Yaşam
    Günümüzde işletmeler farklı kriz türleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu krizleri, kaynakları bakımından örgüt içi ve örgüt dışı olarak sınıflandırmak mümkündür. Ekonomik çevre, terör, teknoloji, doğal afet örgüt dışı etmenler arasında sayılırken, üst düzey yönetimin yetersizliği, işletmenin hayat evresi, finansal yapı gibi nedenler de işletmelerde krizlere neden olan örgüt içi etmenler arasında sayılmaktadır. Sektörel açıdan bakıldığında işletmelerin, krizlerin aşılması ve itibarlarının korunması için farklı kriz yönetim süreçlerini kullandıkları görülmektedir. Kriz süreçlerinde işletmelerin sürdürülebilirliğinin sağlanması iyi bir itibar yönetimi planından geçmektedir. Bu çalışmada, öncelikle kriz türleri ve özellikleri açıklanmış ve kriz yönetim süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren özel bir bankanın merkez ve şubelerinde oluşabilecek krizlere yönelik olarak hazırlanmış kriz eylem planları incelenmiştir. İncelenen eylem planlarında, yaşanan krizlerin neden olabileceği olumsuzlukların önceden belirlenen risk seviyelerine göre sınıflandırıldığı; bu sınıflandırma dikkate alınarak, banka yönetiminde yetki ve sorumluluğun hiyerarşik ve fonksiyonel yapıya göre şekillendirildiği görülmüştür. Üst düzey risk yöneticisi ile yapılan mülakat sonucu bankanın olası krizlere karşı hazırlıklı olduğu ve itibarın korunması konusunda etkin bir sürece sahip olduğu kanısına ulaşılmıştır.