TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://gcris.khas.edu.tr/handle/20.500.12469/4467
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Publication Category "Proje"
Now showing 1 - 20 of 34
- Results Per Page
- Sort Options
Research Project Ağ Analizi Perspektifinden Covid-19 Küresel Salgınının Psiko-sosyal Etkilerinin İncelenmesi(2020) Arma, MehmetCOVID-19 küresel salgının psiko-sosyal etkilerin birbiri ile iliskisini inceleyen bu çalısma salgında önemli olabilecek bir dizi degiskenin birbiri ile etkilesimleri ve farklı alt gruplardaki söz konusu degiskenlerin merkeziyetleri Türkiye temsili bir veri setinde ag analizi perspektifi ile incelenmistir. Özelde tiksinme duyarlılıgı, davranıssal ketleme/aktivasyon, kaynakların kıtlıgı, finansal endiseler, psikolojik iyi-olus, stres ve bir dizi demografik degiskenin ag örüntüsündeki birbirleri ile iliskisi incelenmistir. Ayrıca ag modelleri kadın ve erkekler, yasanılan yer (büyüksehir, sehir ve kırsal) ve farklı sosyo-ekonomik düzeydeki (SED) katılımcılar için ayrı ayrı yürütülmüs ve bu alt gruplarda kestirimi yapılan ag modellerinin farklılıkları incelenmistir. Tiksinme duyarlıgı, finansal endiseler ve davranıssal ketleme/aktivasyon için COVID-19 özelinde maddeler ile birlikte çalısmada kullanılacak ölçüm araçları 349 kisi ile pilot çalısmada test edilerek, ölçüm araçlarının psikometrik degerlendirmeleri yapılmıstır. Daha sonra ana çalısmada Türkiye temsili bir örneklemde 1905 kisiden veri toplanmıstır. Veriler nüfusları oranında her sehirden katılımcılar yer almıstır. Yasanılan yere göre yürütülen karsılastırmalı ag analizine göre büyüksehirde yasayanlar için kamu hizmetlerine duyulan güven, kisilerarası iliskilerde tükenmislik, COVID-19 tiksinme duyarlılıgı, eglence arayısı, sosyal mesafeye hassasiyet ve yetersizlik hisleri en önemli degiskenler olurken, sehirde yasayan katılımcılardan için COVID-19 ile ilgili istatistikleri takip etme, yatırım amaçlı davranıslar, sosyal mesafeye hassasiyet, yetersizlik hisleri ile kendini gösteren stres ve hanedeki COVID-19 risk grubundaki kisi sayısı merkezi öneme sahip degiskenler olarak bulunmustur. Kırsaldaki katılımcılar için tükenmislik, yatırım davranısları, tasarruf yapma egilimi ve yetersizlik hissi ile ortaya çıkan stres merkezi rolü yüksek degiskenlerdir. Son olarak SED?e göre yürütülen ag analizi sonuçlarına göre, yüksek SED?deki katılımcılar için yetersizlik ve çaresizlik, eglence arayısı ve is kaybı merkezi önemdeyken, orta SED?deki katılımcılar için yetersizlik ile gözlenen stres, is kaybı olması durumu, yatırım davranısları, hem COVID-19 ile ilintili tiksinme hem de genel tiksinme hassasiyeti yüksek merkezi öneme sahip bulunmustur. Düsük SED?deki katılımcılar için finansal açıdan tasarrufta bulunma, yatırım yapma motivasyonu ve isteki tükenmislik diger dügümlerle yüksek oranda etkilesim içinde bulunmustur. Projeden elde edilen sonuçlara göre, farklı alt gruptaki kisilerin ihtiyaçlarının farklı oldugu bulunmustur ve gelistirilmesi muhtemel veri-temelli müdahale programlarında bu göreli öneme sahip degiskenlerin diger degiskenler ile iliskisinin de göz önüne alınması gerekmektedir.Research Project B2 Adrenerjik Reseptöründe Aktif ve İnaktif Hallere Geçişlerdeki Allosterik Mekanizmanın Araştırılması ve İlaç Tasarım Çalışmalarında Uygulaması(2016) Akdoğan, Ebru Demet; Turgut, Pemra DorukerÖnemli bir hücre zarı proteini olan ?2-adrenerjik reseptörü (kısaca ?2-AR), G protein bağlantılı reseptör (GPCR) üstfamilyasından olup, farklı sinyal aktarım yollarında başlangıç konumundadır. Lipid hücre zarı içine gömülü yedi sarmal ve, hücre içi ve dışına bakan loop bölgelerden oluşan tersiyer yapısı, reseptörde sinyal başlatımı için gerekli konformasyonel esnekliği sağlamaktadır. İnsana ait ?2-AR?ın üç boyutlu yapısı 2007?den bu yana bir çok defa hem aktif, hem de inaktif hallerindeyken ortaya çıkartılmış olmasına rağmen, konformasyonel çeşitliliği gösteren ara yapılar ve allosterik mekanizma tam olarak çözülememiştir. Diğer tarafta, hücre içine bakan ve proteinin dinamik karakterini önemli ölçüde etkileyen 32 rezidülük bir loop bölgesi olan ICL3 hiç bir deneysel ve simülasyon çalışmasında dikkate alınmamıştır. Bu çalışmanın en temel hedefi, hücre içi ve hücre dışına bakan bölgeler arasındaki allosterik etkileşimi bu son derece önemli ICL3 bölgesiyle beraber ortaya çıkartmak ve aktif/inaktif geçişlerdeki ara halleri belirleyerek ilaç tarama çalışmalarında daha etkin olacak reseptör yapıları belirlemektir. Onaylanan Bütçe: Bu projede toplam 4 mikrosaniyeyi bulan 9 farklı Moleküler Dinamik simülasyonu (NAMD) gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucunda, ICL3 bölgesinin reseptörün alt kısmında kapalı olduğu inaktif yapının son derece kararlı olduğu, bunun da ICL3 ile beşinci ve altıncı transmembran heliksler (TM5 ve TM6) arasındaki çok sayıda hidrojen bağı sayesinde gerçekleştiği ortaya çıkartılmıştır. Bunun yanı sıra, reseptörün hücre dışına yakın olan ligant bağlama bölgesinde yer alan çok sayıda kritik rezidüler arasına belirli derecelerde uzaklık kısıtlamaları getirilmiştir. Bu kısıtlamaların, reseptörün ICL3?ü de içine alan hücre içine bakan alt bölgesini ciddi biçimde etkilediği, bunun da allosterik etkileşimler sonucunda gerçekleştiği görülmüştür. 4 mikrosaniye gibi bir veri kaynağı kullanılarak, sadece ligant bağlama bölgesindeki rezidülere göre yapılan bir kümeleme yöntemiyle, reseptörün birbirinden çok farklı konformasyonları elde edilmiştir. Elde edilen her konformasyon, ligant bağlama bölgesi için değişik ara halleri temsil etmektedir. Küçük çapta bir veri bankası kullanılarak yapılan taramalar sonucunda, konformasyonlardan bazılarının bilinen kristal yapılardan çok daha seçici olduğu gösterilmiştir.Research Project Beta-2 Adrenerjik Reseptör Proteinin Dinamik Yapısının Araştırılması ve Bilgisayar Destekli İlaç Tasarımındaki Önemi(2012) Akdoğan, Ebru Demet; Doruker, Pemra[Abstract Not Available]Research Project Bionetaling: Biyokimyasal Ağlarda Fonksiyonel Ortoloji Çıkarımı Amaçlı Global Hizalamalar(2015) Bıyıkoğlu, Türker; Haliloğlu, Türkan; Erten, Cesim[Abstract Not Available]Research Project Covid-19 Baglamında Türkiye'de Yanlış Bilgi Yayılımını Medya Kullanıcılarının Gözünden Anlamak ve Önleyici Faaliyet Önerileri Gelistirmek(2020) Çamurdan, Suncem KoçerDünya Saglık Örgütü (DSÖ) Aralık 2019?da dünya gündemine tasınan Covid-19 salgınına yanlıs bilgi salgınının da (infodemic) eslik ettiğini duyurmuştur. 21. yüzyılın en büyük saglık krizi olan COVID-19 salgınının başarılı bir şekilde yönetilmesi davranısları yönlendirecek doğru bilgilerin kitlelere iletisimi ile mümkündür. Yanlış bilginin sosyal medya platformları üzerinden ve mesajlasma uygulamaları aracılıgıyla yayılım mekanizması virüsün yayılım şekline paralellik göstermektedir. Bu arastırma, COVID-19?a iliskin internet içerikleri, yanlıs bilgi ve haberin yayılımının Türkiye'deki dinamiklerini anlamayı amaçlamaktadır. Medya kullanıcılarının saglık konulu yanlıs bilgiyi kisisel ve toplumsal baglamları içerisinde nasıl yorumladıkları ve anlamlandırdıkları yanlıs bilginin yayılmasında kullanıcıların oynadıkları rolü anlamanın anahtarıdır. Bireylerin yanlıs bilginin yayılmasında oynadıkları rolü derinlikli olarak anlamak etkili müdahale ve tedbir stratejilerinin de temelini olusturmalıdır.Research Project COVID-19 Salgının Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkileri ve Politika Alternatiflerinin Makroekonomik Genel Denge Analizi(2020) Tekgüç, Hasan; Yeldan, Alp Erinç; Ünsal, Ezgi BerfinCovid-19 krizi arz, talep ve finans soklarının es anlı tezahürüne dayalı, çok boyutlu sistemik bir kriz olarak yasanmaktadır. Söz konusu soklar ise gelir dagılımında hem fonksiyonel, hem bölgesel, hem de cinsiyet bazında derin esitsizliklerin var oldugu; kamusal hizmetlere erisimin ticarilestirildigi; ve dolayısıyla, gelir esitsizligine baglı olarak yoksullugun sosyal dıslanma ile birlikte yasanmakta oldugu bir ortamda gerçeklesmektedir Covid-19 krizi Türkiye ekonomisini, 2018 finansal krizinin etkilerinin tamamıyla çözümlenmedigi ve ulusal ekonominin akım dengelerinin yeniden saglanmasının henüz tamamlanmamıs oldugu bir konjonktürde etkilemektedir. Bu durum, Türkiye?nin krize karsı uygulayabilecegi politika önlemlerinin etkinligini de kısıtlamaktadır. Bu tespitler altında, bu çalısmanın ana amacı, Covid-19 salgını krizinin ekonomik etkilerini öngörmek ve krizin olumsuz etkilerini en aza indirgeyecek gerçekçi gelir ve maliye politikalarını tasarlayarak Türkiye politik ekonomi yazınına ve ilgili tüm sosyal paydasların gündemine sunmaktır. Bu amaçla bir makroekonomik genel denge model kurgulanarak öncelikle COVID19 salgının yol açtıgı kriz konjonktürünün sektörel üretim, istihdam, ücret ve sermaye gelirleri, milli gelir büyüklükleri ve dıs ticaret dengeleri üzerine yaratmakta oldugu etkiler irdelenmekte; daha sonra krize karsı gelistirebilecek savunma politikalarının analizi gerçeklestirilmektedir. Bu gözlemlerden hareketle, makroekonomik genel denge modeli bir sosyal laboratuvar gibi kullanılarak alternatif bir politika paketi tasarlanmıstır. Bu paketin önceligi hanehalkları emek gelirlerinin desteklenmesi amacına yöneltilmis ve kamu kesiminden dogrudan gelir destegi biçiminde uygulanması öngörülmüstür. Söz konusu Emek Gelir Destegi paketinin teknik unsurları (i) ücretlilerin formel kesim ortalama ücretinin %50?sine tekabül edecek sürekli bir gelir transferi ile desteklenmesi; (ii) küçük ve orta boy sirketlerin ve kendi hesabına çalısan kesimin desteklenmesi; ve (iii) kamunun tüketim harcamalarının %20 düzeyinde arttırılması ile uygulanmıstır. Model sonuçları Emek Gelir Destegi paketinin mali yükünün 2019 sabit fiyatlarıyla 123.5 milyar TL düzeyinde olacagını ve 2019 milli gelirinin %2.9?una ulasacagını göstermektedir. Böylesi bir paketin uygulanması neticesinde hanehalkları kullanılabilir ücret geliri kayıplarının yüzde 85?i telafi edilmekte ve yurtiçi gayrı safi hasıla Covid-19 salgınının yaratması muhtemel düzeye görece %60?lık bir kazanım saglamaktadır. EGD programı kamunun bütçe dengelerinde de görece olumlu sonuçlar yaratmakta ve olası Covid-19 altındaki bütçe açıgını yarı yarıya azaltmaktadır. Model sonuçları EGD programının özellikle ara ve yatırım malları üreten sektörlerde canlanma yaratacagını göstermektedir. Çalısmamızın pandeminin Hanehalkları düzeyinde, özellikle gelir ve yasam kosulları özelindeki bulguları ise söyle özetlenebilir; ? Tarım sektöründe ücretsiz aile isçisi olarak çalısan kadınlar arasında beklenmedik istihdam kayıpları gözlemlenmistir. Aynı sayıda olmasa da, erkek nüfusunun tarımda kayıtlı istihdamı artmıstır. Erkek nüfusu için tarım istihdamı bir nebze de olsa B planı islevi görmüs gibidir. ? 2018-2019 arasında hanelerin aylık ücret ve mütesebbis gelirleri ayda ortalama 2.9 milyar TL azalmıstır. Azalmanın hemen hemen hepsi erkek çalısanlardan kaynaklanmıstır. ? 6.2 milyon haneye verilen 1000 TL?lik nakdi yardım sayesinde medyan gelirin yarısından daha az kazanan yoksulların oranı %13.5?ten %19.9?a çıkacagına %17.8 seviyesinde kalmıstır. Sonuç olarak, bu Rapor çalısması kapsamında vurgulamamız gereken, Türkiye?de ve bir çok gelismekte olan piyasa ekonomisinde su ana degin uygulanmakta oldugu destekleme politikaları ile karsılastırıldıgında, net olarak odaklanmıs ve sınırları seffaf olarak çizilmis böylesi bir canlandırma ve gelirler programının daha etkili olabilecegidir.Research Project Covid-19'un Sağlık Çalışanları Üzerindeki Travmatik Etkisinin Bellek Çerçevesinde Boylamsal Olarak İncelenmesi(2020) Öner, SezinCovid-19 salgını, siddeti zaman zaman degisiklik gösterse de tüm dünyada genis kitleleri etkilemistir. Saglık çalısanları, alınan olaganüstü tedbirler ile beraber giderek agırlasan çalısma sartlarında hem kendi yasadıkları hem de tanık oldukları olayların olumlu olumsuz etkilerini deneyimlemislerdir. Bu arastırma serisinin en temel amacı, salgın süresince sahada aktif olarak çalısan saglık çalısanlarının deneyimlerini üç ay ara ile ölçüp salgının psikolojik etkilerini incelemektir. Amaçlar dogrultusunda, üç ay arayla iki oturum yapılmıstır. Ilk arastırmada kisilerin salgına yönelik hatırlama süreçleri ve travma etkisini yordayabilecek stresle basa çıkma, ruminasyon gibi bireysel degiskenler incelenmistir. Ikinci arastırmada da geçen zaman ile hatırlama süreçlerindeki tutarlılık, travma sonrası stres ve gelisim tepkileri incelenmistir. Birinci arastırma sonuçlarına göre, pandemi tepkilerine bakıldıgında, algılanan stres düzeyi arttıkça saglık çalısanlarının kendi saglıkları için duydukları endisenin arttıgı ve salgını da o kadar uzun süredir yasıyor gibi algıladıkları görülmüstür. Bu hep salgın varmıs gibi yasıyor olma hissi hem algılanan stres ile tetiklenmekte hem de stres düzeyini artırmaktadır. Hastalarla yakın çalısıyor ve yüksek saglık riski tasıyor olmalarına ragmen, hatırlama süreçlerinde salgının saglık ve ekonomik etkilerinin degil, duygusal ve psikolojik etkisinin belirleyici oldugu bulunmustur. Saglık çalısanlarının bas etme becerilerinin artması ile yeniden yasama hissi ve görsel imgelem gibi bellek özellikleri de daha yüksek degerlendirilmistir. Ikinci arastırma bulgularına göre bireyler olayları ne denli canlı, duygusal yogunlugu yüksek ve yeniden yasıyormusçasına hatırlıyor ise travmatik stres ve travma sonrası gelisim tepkileri de o denli yüksektir. Bu bulgular saglık çalısanlarının olayları belleklerinde nasıl temsil ettiginin olayların ardından ne ölçüde travmatize olduklarını belirleyecegi öngörüsünü dogrulamaktadır. Travmatik stres ve travma sonrası gelisim tepkilerinin oldukça örtüsük bulunması, salgının artan bir siddetle hala devam etmesi ile açıklanmıstır. Incelenen aracı degisken modellerinde ruminasyonun etkisi anlamlı bulunmus anıların canlılıgının özellikle ruminasyon düzeyi yüksek bireylerde korundugu ve hatta arttıgı bunun da travma sonrası duygusal tepkileri yordadıgı gösterilmistir. Bu arastırma serisinin bellek ve travma alanyazınına en önemli katkısı, kısa bir sürede olup biten olumsuz bir süreç yerine, pandemi gibi ne zaman bitecegi belli olmayan, uzun zamana yayılmıs ve daha önceki herhangi bir olumsuz deneyime benzemeyen bir sürecte yapılmıs olmasıdır. Böylelikle, bireysel faktörler ve hatırlama özelliklerine baglı olan dolaylı travma tepkileri, salgının kısa ve uzun vadedeki etkileri henüz olay devam ediyorken izlenebilmistir. Saglık çalısanlarının sadece kendi baslarından geçen olaylar ile degil, hastaların baslarından geçen ve tanık oldukları olaylar ile de önemli ölçüde travmatize oldukları gösterilmistir. Sunulan bulgular ısında, pandemi etkilerinden özellikle psikolojik etki düzeyinin hatırlama özellikleri ve bas etme becerileri ile iliskisi göz önüne alındıgında, saglık çalısanlarının psikolojik kaynaklarını arttırmaya yönelik müdahele ve destek planlarının önemine isaret etmektedir.Research Project Dağınık Çok Çekirdekli Cpu ve Çoklu Gpu Sistemleri İçin Heterojen Programlama Kütüphanesi(2015) Bozkuş, Zeki; Erten, CesimSon yıllarda, yüksek hesaplama performansına ihtiyaç duyan uygulamaların en çok tercih ettiğibilgisayar mimarisi, çok çekirdekli CPU’lara eklenmiş çoklu GPUlardan oluşan heterojen sistemlerdir.Fakat bu tür sistemlerin programlanması alışagelmiş olduğumuz tek işlemci ve hatta çok işlemciprogramlamasından çok daha karmaşıktır.Bu projede, dağınık heterojen sistemler için, programcının verimliliğini artıran ve taşınabilme özelliğiolan bir paralel yazılım kütüphanesi geliştirilmiştir. Proje sıradan bir kütüphaneden çok, C++ dilininiçinde yer alan küçük, yeni bir programlama dilidir. Öyle ki programcı yazdığı herhangi bir C++ programıiçinde bu küçük dilin çekirdek fonksiyon ve veri tiplerini de kullanıp donanımda yer alan bütün paralelişlem cihazlarından (CPU/GPU) faydalanılarak paralel programları kolaylıkla yazabilmektedir.Her karmaşık yazılımda olduğu gibi Heterogeneous Programming Library (HPL) çeşitli katmanlardanoluşmaktadır. Ilk katmanı tekli CPU-GPU ortamında çalışmaktadır. İkinci katmandaki HPL ortak belleklitek-CPU bağlı, çoklu GPU sistemlerini kullanma katmanıdır. Son olarak da dağınık bellekli çoklu CPU GPU sistemlerini kullanana distHPL katmanıdır. İlk iki katman için dergi yayını yapmış bulunmaktayız.Son adim için ise teknik raporumuzu hazırladık, yayın yapmaya çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz HPLkütüphanesi taşınırlık, kolay programlama ve performans metriklerinde başarılı sonuçlar elde edildi.Örneğin OpenCL ile karşılaştırıldığında, HPL ile yazılan uygulamalarda %70-%90 oranlarda yazımkolaylığı gözlemledik. Son aşamada, iki biyoinformatik algoritmasını, geliştirdiğimiz programlamamodeliyle yazarak, yüksek hesaplamalı heterojen platformlarda çalıştırdık.Research Project Ekonomik Büyümede Yakınsama Kulüplerinin Kesirli Tümleşme ve En Büyük Hizip Algoritması İle Testi(2015) Yazgan, Mustafa Efe; Stengos, Thanasis; Beylunioğlu, Fırat Can[Abstract Not Available]Research Project Enerji Verimli İletişim Sistemlerinin Tasarımı için Sıkıştırılmış Algılama Tabanlı Yaklaşımlar(2016) Erküçük, Serhat; Çırpan, Hakan AliSıkıstırılmıs Algılama (Compressed Sensing, CS) teorisi, isaretin seyrek bölgede tanımlanabildigi durumlarda Nyquist hızından çok daha düsük hızlarda örneklenen isaretin basarılı bir sekilde geri kazanılabilecegi gerçegine dayanır. Bu dogrultuda gelisen genis bandlı spektrum algılama ve kanal kestirimi arastırma alanları, CS teorisinin iletisim arastırmalarında iki önemli uygulama alanı olmustur. Literatürde önerilmis CS tabanlı spektrum algılama çalısmalarının birçogu, enerji sezimini gerçeklestirebilmek için genis bandlı birincil kullanıcının isaretini, alt-örneklenmis örneklerinden yararlanarak yeniden elde etmek üzerine yogunlasır. Isaretin yeniden elde edilmesi, alıcı karmasıklıgını ve hesaplama süresini arttırabilir ki bu da enerji verimliliginin düsmesine neden olur. Diger taraftan literatürde önerilmis çesitli CS tabanlı kanal kestirim yaklasımları bulunmasına ragmen, yapılan çalısmaların birçogu kanal seyrekliginin ve kanal ortamı yapısının etkileriyle ilgilenmemistir. Gerçekten de seyreklik ve kanal parametrelerinin dagılımı, kanal kestirim performansını etkileyen en önemli faktörlerdendir. Bu durumları dikkate alarak, bu projede (i) genis bandlı birincil isaretin varlıgını, isaretin sıkıstırılmıs örneklerinden yararlanarak kestirmeye çalısan CS tabanlı spektrum algılamanın gerçeklemesine, ve (ii) kanal seyrekliginin ve kanal parametrelerinin etkilerini dikkate alan CS tabanlı kanal kestirim yöntemlerine odaklanılmıstır. CS tabanlı algılamada dogru sezme ve yanlıs alarm analizi gerçeklestirmek ve seyreklik ön bilgisi kullanarak kanal kestirimi gerçeklestirmek mevcut durumu iyilestiren özgün yaklasımlardır. Spektrum algılamada Bayesian sıkıstırılmıs algılama (Bayesian compressed sensing, BCS) teknigi genis band spektrum algılama için uygulanmıstır. Birincil kullanıcının sezim performansı isaret kestirim hatası ile sezim olasılıgı terimleriyle degerlendirilmistir. Geleneksel taban arayısı (basis pursuit, BP) teknigine ek olarak teorik alt sınırlar BCRB ve DL-MSE ile karsılastırılmıs ve üstünlügü ortaya konulmustur. Kanal kestiriminde seyrek ve sembolden sembole degisen kanallarda zamanda eszamanlanmıs OFDM (time domain synchronous OFDM, TDS-OFDM) sistemlerinin semboller arası girisim (inter-block-interference, IBI) içermeyen bölgeleri incelenerek kanal kestirim performansları iyilestirilmistir. Seyrek ve anlık degisen kanallarda ise Uzay Degisimli Genellestirilmis Beklenti-En Büyük Sonsal Olasılık (Space Alternating Generalized Expectation Maximization-Maximum a Posteriori, SAGEMAP) tabanlı algoritma gelistirilmis ve kanal katsayılarının ve çoklu yolların anlık degisimlerinin basarıyla takip edildigi ortaya konulmustur. Ayrıca, enerji verimliligi açısından, CS tabanlı algoritmalar (BP ve açgözlü algoritmalar) teorik alt sınırlarla ve birbirleriyle karsılastırılarak performans ve hesaplama süresi ödünlesimleri sunulmustur.Research Project Finans Piyasalarındaki Yatırımcı ve İşlemcilerin Sınıflandırılması, Tespiti ve Analizi(2019) Ersan, Oğuz; Ekinci, Cumhur EnisBu proje finans piyasalarında faaliyet gösteren yatırımcı ve işlemci türlerini sınıflandırmakta, verilerden yola çıkarak tespit etmekte ve birbirleriyle ilişkilerini ve piyasaya olan etkilerini ortaya koymaktadır. Bu amaçla, önce geniş bir internet taramasıyla bu yatırımcı/işlemci türleri listelenmiş, literatüre de atıfla tanımları yapılmış ve gruplanmıştır. İkinci olarak, Borsa İstanbul?da önemli yatırımcı gruplarından bireysel ve tüzel yatırımcıların, aracı kurumların ve yerel fonların günlük ve gün içi sergilediği sürü davranışı derinlemesine incelenmiştir. Son kısımda, gün içi verilerden yola çıkarak ve belli algoritmalar geliştirilerek, ?özel bilgili? işlemciler, yüksek frekanslı işlem (HFT) yapanlar, sürü davranışı sergileyenler, küçük/büyük işlemciler, yerli/yabancı yatırımcılar işlem bazında tanımlanmış, bunların işlemlerdeki payı günlük ve gün içi olarak ölçülmüş ve birbirlerini ve piyasayı etkileme durumu bir vektör otoregresyon (VAR) modeli çerçevesinde incelenmiştir.Research Project Gençlerde Finansal Okuzyazarlık Belirleyicileri: Türkiye'deki Ünviersites Öğrencileri Üzerine Bir Çalışma(2015) Altıok, Ayşe Dilara Yılmaz; Köksal, Dilara; Selçuk, Elif Akben[Abstract Not Available]Research Project Geometrik Örüntüye Dayalı Mukarnasların Tasarım Süreçlerinin Hesaplamalı Araçlar Gelistirilerek Çözümlenmesi(2021) Gökmen, Sabri; Alaçam, SemaIslam mimarisi günümüzün modüler tasarım süreçleri ve yapım tekniklerini aydınlatacak çok çesitli geometrik desenler ve süslemeler sunmaktadır. Bu unsurlardan biri, kubbelerde, tonozlarda, yapı girislerindeki yarım kubbelerde, medrese ve camilerin mihraplarında yaygın olarak bulunan ve modüler üretim ve dekorasyonun zengin çözümlerini sunan mukarnastır. Mevcut arastırmalar, mukarnas tasarımını, sabit bilesenlerin kombinasyonlarını içeren etaplı bir modelleme problemi olarak ele almaktadır. Bu yönteme kıyasla gelistirilen arastırma projesi, tek merkeze dayalı mukarnas kubbe yapıların kendini tekrarlayan geometrik katmanlardan olusan bir hesaplama süreci (fraktal) olarak ele almaktadır. Bu hipotezle mukarnaslar bir parçalanma ve kendini türetme problemi olarak düsünülerek geometrik çözümleme saglayan bir hesaplama altyapısıyla arastırılmıstır. Projenin özgünlügü, mukarnas yapılarının tasarımını ve modellemesini kolaylastıran hesaplamalı modelleme araçları üretmek ve bu araçların farklı tasarım problemlerinde kullanılmasını saglamaktır. Tarihsel mimari eserlere yönelik dijital bakıs açısıyla hazırlanan bu arastırma, ülkemizdeki kültürel mirasın analizinde teknolojik araçlar kullanılarak kapsamlı bir çözümleme getirebilmeyi, var olan yapı envanterini birbiriyle yeniden iliskilendirebilecek özgün bir yaklasım sunmayı ve geleneksel yapı elemanlarından olan mukarnasların çagdas kullanımını canlandırabilecek geometrik kuralları ve tasarım araçlarını gelistirmeyi amaçlamaktadır. Proje kapsamında mukarnaslarda bulunan matematiksel ve hesaplamaya dayalı tasarım kuralları kural bazlı çözümleme ve hesaplamalı modelleme yöntemleriyle ele alınmıs ve çözümlenmistir. Bunun yanı sıra fotogrametri, hesaplamalı analiz, parametrik modelleme ve algoritma gelistirilmesi alanlarını birbirine baglayabilecek özgün bir yöntem gelistirilmis ve bu yöntem sayesinde Kayseri ve Sivas?ta bulunan birçok mukarnas yapısı analiz edilmistir. Ortaya çıkan süreçte Anadolu Selçuklu mimarisi?ndeki mukarnasların üretim dilini tarifleyen ortak bir geometrik dil oldugu saptanmıs ve kültürel miras yapılarındaki hesaplama yöntemlerini birbiriyle iliskilendirebilecek bir mukarnas kodlama altyapısı tariflenmistir. Bu sayede yapıların restorasyon, görselleme, mimari çizim ve modellerinin üretilmesinin yanı sıra, tipolojik kıyaslanmasını mümkün kılabilecek özgün bir yaklasım gelistirilmistir.Research Project Gezgin İletişim Sistemlerinde Alıcı Tasarımı için Yeni İleri Sinyal İşleme Algoritmalarının Geliştirilmesi(2007) Çırpan, Hakan Ali; Panayırcı, Erdal[Abstract Not Available]Research Project Görünür Isıkla Haberlesmede Fiziksel Katman Güvenligi(2021) Panayırcı, Erdal; Kurt, Güneş Zeynep Karabulut; Koca, Mutlu; Haas, HaraldOptik Kablosuz Haberlesme ve bunun olası bir uygulaması olan Görünür Isıkla Haberlesme (Visible Light Communications (VLC)), sahip oldugu çok yüksek bant genisligi, bilgi iletim kapasitesi, elektromanyetik girisimlere karsı yüksek bagısıklıgı, uzaysal ortamlarda yüksek oranda güvenli kapsama özelligi ve çalısma frekans spektrumunun belli regülasyonlarla düzenlenmemis olması nedeniyle, genis bir uygulama alanı içinde, çok önemli teknik ve operasyonel üstünlükler saglamakta ve radyo tabanlı kablosuz haberlesme sistemlerine bir seçenek olarak veya onların tamamlayıcı niteliginde karsımıza çıkmaktadır. Son bir kaç yıl içinde, varolan sifreleme tekniklerini güçlendirmek için ve onlara tamamlayıcı bir ek olarak, fiziksel katman güvenligi (physical layer security) diye adlandırılan umut verici yeni bir arastırma ve ilgi alanı ortaya çıkmıstır. Fiziksel katman güvenligi, haberlesme ortamındaki yetkili olmayan kisilerden bilginin saklanması amacıyla, her türlü üst katman sifrelemeden bagımsız olarak, tamamen iletisim kanal ortamının özelliklerini kullanarak, gelistirilen teknik ve yöntemlerdir. Projede, genisbant aglarda VLC fiziksel katman düzeyinde güvenligi saglamak amacıyla, geleneksel yaklasımların ötesinde hızlı ve güvenilir çözümler için, etkin kuramsal çalısmalardan baslayarak laboratuvar düzeyine kadar genis bir spektrumda özgün ve yenilikçi algoritmaların tasarımı önerilmektedir. Bu bakımdan, proje, 1003-BIT-GNBT 2018- 1 Genisbant Haberlesme Agları için Veri Isleme Teknolojileri Çagrı Metnindeki (a) ve (b) amaçları ile büyük bir uyum içinde, arastırma bileseni yüksek, yenilikçi ve özgün bir proje niteligindedir. Projede, geleneksel sistemlere göre getirilen yenilikler ve saglanan üstünlükleri su sekilde sıralanabilir: 1. Projede, fiziksel katman güvenligine sahip VLC sisteminin gerçeklenmesinde, Indis modülasyonu ve bunun bir takım varyasyonları olan uzamsal modülasyon, uzay kaydırmalı anahtarlama ve OFDM-indis modülasyonu gibi yeni modülasyon teknikleri ve çok-girisli-çok çıkıslı LED (light emitting diode) yapıları ile, dikgen olmayan çoklu erisimin birlikte çalısan MIMO-NOMA teknigi önerilmektedir. Elde edilecek yeni ve özgün algoritmalar geleneksel sistemlere göre hesaplama karmasıklıgı düsük, güç randımanı yüksek ve çok kullanıcılı senaryolar için de çalısabilme yetenegine sahip olacaktır. Özellikle, sadece bu modülasyon tekniklerine özgü, yapay karıstırma (artifical jammig) sinyal üretme özelligi, bu tekniklerin fiziksel güvenligin saglanmasında geleneksel yaklasımlara kıyasla en önemli üstünlügünü olusturmaktadır. Ayrıca, gelistirilecek algoritmalara iliskin ?erisilebilecek maksimum gizlilik kapasitesi? ve ?gizlilik oranları?nın analitik yollardan belirlenmesi için izlenecek kuramsal yaklasımlar, sistem mimarilerinin farklı olmasından dolayı, geleneksel sistemlerde izlenen yollardan çok daha farklı olacaktır. 2. LED?lerin ve ısıgın neden oldugu kısıtlar sonucu, radyo frekanslı kabosuz haberlesmedeki geleneksel kanal kestirim tekniklerinin uygulanamaması nedeniyle, Masif MIMO yapıdaki görünür ısık kanalların optimal ve hızlı kestiriminde yeni kanal kestirim algoritmalarının tasarımı önerilmektedir. Ayrıca, kestirim hataları ve kanal bilgilerin vericiye iletilmesindeki gecikmelerin, sistemin bit hata basarımına etkilerininin kuramsal ve bilgisyar benzetimleriyle incelenmesi hedeflenmektedir. 3. Projede son olarak, fizisel katman güvenligine sahip VLC sistemlerin laboratuvar ortamında donanımsal olarak geçeklestirilmesi ve gerçek-zamanda çalısmasının test edilmesi önerilmektedir. Literatürde bir karıstırma sinyali üreterek gizliligi saglayan geleneksel sistemlerle, algoritmanın gerek hesaplama karmasıklıgı ve hızı, gerekse hata basarımı ve erisilebilecek enbüyük gizlilik oranları farklı sinyal-gürültü düzeylerinde karsılastırılarak üstünlügü kanıtlanacaktır.Research Project İşbirlikli Uzaysal Modülasyon Sistemleri(2018) Altunbaş, İbrahim; Çelebi, Mehmet Ertuğrul; Aygölü, Hasan Ümit; Başar, Ertuğrul2015-2018 yılları arasında yürütülmüş olan 114E607 numaralı ve 'İşbirlikli Uzaysal Modülasyon Sistemleri' isimli TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında yapılan çalışmalar üç ana iş paketi altında toplanmıştır. Onaylanan Bütçe: İş Paketi 1 kapsamında yüksek bant verimlikli klasik işbirlikli uzaysal modülasyon (SM) sistemlerinin tasarımı gerçekleştirilmiştir. Öncelikle SM sistemlerinde kesinti olasılığı analizi konusunun yeterince incelenmemiş olması nedeniyle hem klasik SM sistemlerinde hem de işbirlikli SM sistemlerinde kesinti olasılığı analizi yapılmıştır. Sonraki çalışmada kuvvetlendir- ve-aktar (AF) ve çöz-ve-aktar (DF) stratejilerine dayalı klasik işbirlikli SM sistemlerinde bütün düğümlerin çok antenli olması durumunda bit hata olasılığı analizi gerçekleştirilmiştir. Bu iş paketi kapsamında ayrıca literatürdeki ilgili açık fark edilerek işbirlikli enerji hasatlama sistemlerinin teorik hata olasılığı çıkarımları yapılmış ve çok-atlamalı işbirlikli iletişim sistemleri için SM çözümlerinin potansiyeli araştırılmıştır. Tam çift-yönlü (full duplex) SM sistemlerinin tasarımı da bu iş paketi kapsamında ele alınmıştır. SM ve uzay kaydırmalı anahtarlama (SSK) sistemlerinde, kanallar-arası girişim problemi ve verici antenlerin senkronize çalışmasına olan gereksinim tamamen ortadan kaldırılmış ve sistem karmaşıklığı azaltılmıştır. Bunun yanı sıra, SM/SSK sistemleri sayesinde, klasik MIMO sistemlerden daha iyi hata başarımı elde edilebilir. Öte yandan, SM/SSK sistemlerde, iletim sırasında tek bir verici anten etkin olduğu için verici anten çeşitlemesi elde edilememektedir. Bu durum, alıcı anten sayısı az iken hata performansında önemli düşüşlere neden olmaktadır. Bu açıdan, çeşitleme yapılarının SM/SSK sistemler ile birlikte uygulanması oldukça önemlidir. İş Paketi 2 kapsamında, klasik ve işbirlikli SM/SSK sistemlerin çeşitleme yapılarıyla birlikte uygulandığı sistemler önerilmekte ve önerilen sistemler için analitik hata olasılığı hesapları yapılmaktadır. İş Paketi 3 kapsamında ise lisanslı (birincil) ve lisanssız (ikincil) kullanıcıların başarımlarını iyileştirmek için işbirlikli iletişim, bilişsel radyo (CR) ve fiziksel katman ağ kodlama (PLNC) teknikleri SM tekniği ile birleştirilerek özgün sistem yapıları ve protokoller önerilmektedir. Her iki kullanıcının birbirlerine olan girişimleri SM yardımıyla yok edilmeye çalışılmakta ve spektrumu adil bir şekilde paylaşmaları amaçlanmaktadır. Önerilen protokollerin kullanıcılar için başarımların matematiksel olarak türetilmekte, sonuçlar bilgisayar benzetim sonuçlarıyla karşılaştırılmaktadır. Ayrıca önerilen protokollerin başarımları referans yapılar ile karşılaştırılarak SM?in sağladığı avantajlar tartışılmaktadır. Projemizin çıktıları 11 uluslararası dergi makalesi, 1 uluslararası kitap bölümü, 12 uluslararası konferans bildirisi ve 8 ulusal konferans bildirisi olarak yayımlanmıştır. Ayrıca proje desteği ile 1 doktora tezi ile 4 yüksek lisans tezi tamamlanmıştır. Sağladığı destekten ötürü TÜBİTAK'a teşekkür etmek istiyoruz.Research Project İstanbul'da Avrupalı Kadın ve Ev: Konut Mekanları Üzerinden Bir Kimlik Okuması(2015) Kılıçkıran, Didem; Oğuz, Melis[Abstract Not Available]Research Project Kompleks Proteinlerin Farklı Bölgelerindeki Amino Asit Dağılımı ve Etkileşimini Etkileyen Çevresel ve Yapısal Faktörlerin İncelenmesi: Hücre Zarı Ortamı, Sekonder Yapı ve Kompleks Yapıdaki Monomer Sayısı(2020) Akdoğan, Ebru DemetBu projede kompleks yapılardaki amino asit türleri, dagılımları, görülme sıklıkları, çözücü ersilir yüzey alanı (SASA), arayüzeyde etkilesen amino asit çiftlerinin görülme sıklıkları ve kontakt derecelerini etkileyen yapısal ve çevresel faktörler ele alınarak, bu degisimler ayrıntılı bir sekilde ortaya konmustur. Bu faktörlerden biri olan kompleks yapının içinde bulundugu ortam ele alındıgında, hücre zarı proteinin hücre dısına tasan periferik ortamdaki arayüzey bölgesinin, hücre içi lipid ortamdaki arayüzey bölgesinden her yönden farklı oldugu gösterilmistir. Bir diger faktör de kompleks yapıyı olusturan monomerik birim sayısıdır. Alfasarmal kategorisinde yer alan dimerik, trimerik ve tetramerik yapılar amino asitlerin tür ve dagılımları, SASA, propansite ve arayüzey kontakt dereceleri, frekansları ve skor degerlerine göre karsılastırıldıgında her yönden dikkat çekici farklılıklar ortaya çıkmıstır. Son olarak sekonder yapıdaki degisikligin ne derece etkili bir faktör olacagını göstermek amacıyla, betasilindir yapılar kendi içlerinde incelenmis ve en büyük farklılık ta bu kategoride ortaya çıkmıstır. Bu bulgular dogrultusunda bir sonraki daha kapsamlı proje önerimizde gelistirilmesi planlanan arayüzey tahmin algoritması için kritik öneme sahip farklılıklar ortaya çıktıgından, her kategorinin kendi içinde ele alınması gerektigi ve faktörlerden en fazla hücre içi/dısı ortam ile sekonder yapının dikkate alınması gerektigi vurgulanmıstırResearch Project Kovid-19 Salgın Sürecinde Öznel Esenliği Koruyucu Bireysel, Ailesel ve Sosyal Faktörlerin İncelenmesi(2020) Çarkoğlu, Aslı; Şimşek, Mary LouıseBu proje ile KOVID-19 salgın sürecinde, bireysel, ailevi ve sosyal faktörlerin öznel esenligi ne sekillerde etkiledigi 1832 kisi ile yapılan bir anket çalısması üzerinden incelenmistir. Katılımcıların büyük bölümüne (1219 kisi) var olan bir projenin Türkiye nüfusunu temsil yetisi olan katılımcı havuzundan erisilirken, KOVID-19 salgın sürecinden farklı sekillerde etkilenmesi tahmin edilen saglık çalısanları ve evden çalısmak düzenlemesine geçenlerden olusan 613 kisilik bir gruba ise meslek örgütleri ve sosyal medya üzerinden erisilmistir. Anket çalısması 1219 kisilik katılımcı grubuna telefon, kalan 613 kisilik gruba ise çevirim içi bir anket uygulama yazılımı üzerinden sunulmustur. Uygulanan anket ile bireysel (dayanıklılık, algılanan stres, gelecek endisesi, ve KOVID-19 algısı), ailevi (aile içi iletisim, bakım paylasımı, bakım yükü ve iliski memnuniyeti), ve sosyo-ekonomik (yas, meslek, egitim, gelir vb) degiskenler üzerine bilgilerin yanı sıra öznel esenlik (hayat doyumu, olumlu ve olumsuz duygu yasantısı, saglık örseleyici davranıslar) üzerine de bilgi toplanmıstır. Tüm bu degiskenler bir seri regresyon analizi ve yapısal esitlik modeli (YEM) üzerinden incelenmis, kadın-erkek, çalısan çalısmayan gibi bazı alt gruplar için farklı modeller gelistirilmistir. Projenin bulguları KOVID-19 pandemi sürecinde bireysel esenligi arttırma amacı ile ruh saglıgı profesyonelleri, siyasa yapıcılar ve halk yararına çalısan sivil toplum kurulusları ile paylasılmaya hazırdır.Research Project Kuantum Monte Carlo Yaklaşımında Pariteye Bağlı Nükleer Seviye Yoğunluğu Hesaplamaları(2012) Özen, Cem[Abstract Not Available]