TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://gcris.khas.edu.tr/handle/20.500.12469/4467
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Scopus Q "N/A"
Now showing 1 - 20 of 69
- Results Per Page
- Sort Options
Article 50. Complete acquisition in the heritage language: Evidence from indefiniteness in Turkish(2023) Yılmaz, Gülsen; Sauermann, AntjeThis study investigates whether adult Turkish heritage speakers are able to refer to entities in discourse as required by semantic contexts. The focus is on the contrasting properties of Turkish (L1) and German (L2) with respect to semantics of indefiniteness, i.e., specificity and partitivity. Turkish morphologically distinguishes between specific/nonspecific and partitive/nonpartitive contexts on the indefinite direct object while German does not. We hypothesized that the Turkish heritage speakers would overgeneralize the unmarked form (bir noun) since this is the default form used in German regardless of the context and also acceptable in all contexts in Turkish. We further hypothesized that, if they ever opt for the case marked form (bir noun+acc), they would also do so incorrectly in nonpartitive and nonspecific contexts. Turkish heritage speakers living in Germany (n= 35) could dissociate semantic contexts and made similar preferences to those of monolingual native speakers of Turkish (n= 30). Our findings suggest that native language (L1) can develop despite early onset of the L2 and be maintained on a par with monolingual norms despite the presence of competing structures in the L2. We will discuss how insights from heritage language development can contribute to discussions about the bilingual’s ability in L1; and limits and possibilities of bilingualism.Article Citation - WoS: 0Ab Hukuk Düzeni ve Emca’da Anonim Ortaklıklarda Çoğunluğun Kötüye Kullanımının Etkilerinin Azaltılması: İzole ve Halka Kapalı Türk Anonim Ortaklıklarında Azınlığın Korunması İçin Esinlenmek Mümkün Mü?(Istanbul Univ, Fac Law, 2024) Görmez, OnurAB mevzuatında, çoğunluğun kötüye kullanılması hususunu düzenleyen genel bir hüküm bulunmamaktadır. Üye devletlerde ise konuya dair iki ayrı yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan Fransa’da kabul gören çift eşikli yaklaşım olarak adlandırılabilecek ilki hem azınlığın hem de ortaklığın çıkarının zedelenmesini aramaktadır. Almanya ve İskandinav ülkeleri gibi bazı ülkelerde kabul gören tek aşamalı yaklaşım olarak adlandırılabilecek diğer yaklaşımda yalnızca azınlığın çıkarının zedelenmesi yeterli görülmektedir. AB düzenlemeleri de dikkate alınarak akademisyenler tarafından hazırlanan bir model yasa çalışması olan EMCA’da da kendisine yer bulan ikinci yaklaşım azınlık pay sahipleri için daha iyi bir koruma sunmaktadır; özellikle izole ve halka kapalı anonim ortaklıkların azınlık pay sahipleri yönünden. Adalet Divanı’nın Audiolux kararıyla da ortaya konduğu üzere AB Hukuku’nda pay sahipleri yönünden uygulama alanı bulacak genel geçer bir eşit işlem ilkesi söz konusu değildir. EMCA’da olduğuna benzer şekilde TTK m.357’de ise eşit şartlardaki pay sahiplerinin eşit işleme tabi tutulması gerekliliğini öngören hüküm uyarınca, Türk hukukunda da ortaklıkta çoğunluğun kötüye kullanılmasının tartışma konusu olduğu hallerde, kötüye kullanmayı tespit için tek eşikli yaklaşım yeterli olmalıdır. İzole ve halka açık olmayan anonim ortaklıklarda azınlık pay sahiplerinin etkin bir şekilde korunması için uygulanabilecek yöntemler bakımından ise, sınır aşan tür değiştirme, birleşme ve bölünmeler yönünden 2017/1132 sayılı Yönerge seviyesinde de öngörülen azınlığa ortaklıktan çıkma hakkı tanıyan bir düzenlemenin getirilmesi yerinde olacaktır. Haklı nedenle feshi düzenleyen TTK m.531’in değiştirilmesi suretiyle azınlık pay sahiplerine, paylarını satarak ortaklıktan çıkmayı doğrudan mahkemeden talep edebilecekleri bir düzenleme getirilmesi de düşünülmelidir. EMCA Bölüm 11.35 ve Bölüm 11.37’deki pay sahiplerinin paylarını satarak ortaklıktan çıkması ile payların satın alınmasını talep etme veya paylarını satmaya zorlama hususlarında öngörülen hükümlerden TTK için de esinlenilebilir.Article Citation - WoS: 1An analysis of social media content shared by right-wing extremist groups in the United States, the Great Britain and Australia(Istanbul Univ, Fac Communication, 2023) Baş, Özen; Bas, OzenThe extreme right movements have increasingly appeared on social media, especially on Twitter and Facebook, coinciding with the 2019 New Zealand attack, the 2019 El Paso incident, and Britain's exit from the European Union in 2020. This study examines the content and the form of extreme right-wing activities on Facebook and Twitter to promote their ideologies. A qualitative content analysis was conducted on posts shared by extreme-right groups on public Facebook and Twitter accounts in Great Britain, the United States and Australia. The sample spans from March 15, 2019 to February 5, 2020. The posts were coded according to a coding instrument developed based on the existing literature spreading extremist ideologies on social media. The coding instrument consisted of categories and subcategories such as 'the protection of western values', 'anti-LGBT activism', 'anti-feminism', 'anti-Islam', 'anti-immigrant sentiments', 'fostering the white race', and 'anti-elitist populism'. Findings suggest that the most prevalent extremist ideologies on Facebook and Twitter posts were 'anti-elitist populism' and 'the protection of western values'. Also, extremist groups heavily shared posts that combined texts and images to spread their ideologies on social media.Article Armoni Araması Yöntemi ile Elektrik Dağıtım Sistemlerinin Yeniden Yapılandırılması: Elektrikli Araçların Etkisi(2019) Ceylan, OğuzhanBilindiği üzere son yirmi yılda elektrik güç sistemleri yoğun değişimler yaşamıştır. Elektrik piyasalarının yapısı değişmiş, tüm dünyada elektrik dağıtım sistemlerinde yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araçların (𝐸𝐴) kullanımı gün geçtikçe artmıştır. Pek çok ekonomik ve çevresel getirisi bulunan 𝐸𝐴’ların menzillerinin sınırlı olması, neredeyse her gün şarj edilmelerini gerektirmekte ve bu da elektrik güç sistemine ek yük getirmektedir. Bu çalışmada elektrik dağıtım sistemlerinde çok sayıda 𝐸𝐴 olması durumunda karşılaşılan gerilim problemleri ve kayıpları minimize etmek için yeniden yapılandırma yaklaşımı incelenmektedir. Eniyileme probleminin çözümü için armoni araması yöntemi (𝐴𝐴𝑌) kullanılmaktadır. Ortaya konan yaklaşımla, sistemde farklı sayıda 𝐸𝐴 ve dağıtık generatör olması durumları dikkate alınarak IEEE 33 bara test sisteminde çözülmekte ve ardından sonuçlara yer verilmektedir.review-article.listelement.badge Bağımsız Mali Müşavirlerin Müşteri Seçimine Etki Eden Faktörlerin ve Karar Alternatiflerinin AHP ve MAUT Yöntemleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi: İstanbul Kentine İlişkin Bir Uygulama(2019) Çanakçıoğlu, MustafaBağımsız Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin (SMMM) güven, doğruluk ve bilgiye dayanan uzunsüreli bir ticari ilişki içerisinde bulunacakları müşterilerinin seçimi sırasında alacakları kararların sonuçlarıaslında sadece bu iki tarafı değil, işletmenin tüm paydaşlarını da etkilemektedir. Mali müşavirlerinverdikleri hizmetlerin çeşitlenmesinden ve karar alma süreçlerine çok sayıda faktör ve değişkeninetki etmesinden dolayı karar alıcıların kişisel tecrübe ve yargılarına bağlı olarak doğru, hızlı vegüvenilir karar almaları son derece zorlaşmıştır. Bu nedenle karar alma süreçleri için sistematik veyapısal bir çerçeve ortaya koymak amacıyla çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemlerinin kullanılmasıihtiyaç haline gelmiştir.Bu çalışmada Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi ile birlikte AHP ve Multiple Attribute UtilityTheory (MAUT) yöntemlerinden oluşan hibrid bir model önerilmektedir. Modelde 13 tane seçimkriteri ve 4 tanede karar alternatifi belirlenmiştir. Mali müşavirlerin müşteri seçim kriterleri ve kararalternatifleri için önce AHP yöntemi kullanılarak seçim kriterleri ağırlıklandırılırken, karar noktalarıiçin göreli önem değerleri belirlenmiştir. Modelin ikinci aşamasında AHP yöntemi ile MAUT yöntemininentegre edildiği hibrid bir model kullanılmış, AHP ile seçim kriterleri ağırlıklandırılırken,MAUT yöntemi ile karar alternatiflerinin önem değerleri hesaplanmıştır. Her iki farklı yöntem çerçevesindeelde edilen sonuçlar gözden geçirilmiş, önerilen modelin uygulanabilirliği iki farklı modelçerçevesinde test edilmiştir.Article Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara Karşı İş Yeri Tacizinin Dijitalleşmesi: Profesyonel Çevrimiçi Platformlar Üzerine Bir Araştırma(2023) Baş, Özen; Baş, Özen; Emre, Perrin ÖğünKadına yönelik cinsel taciz, tüm dünyada ele alınan önemli toplumsal sorunlardan biridir. Gerçekleştiği ortam ve türleri değişse de yüzyıllardır var olan bir gerçektir. İnternetle birlikte her şeyin dijitalleştiği gibi taciz de dijital ortama taşınmıştır. Kadınların çalışırken veya iş ararken tacize uğradığı iddia ediliyor. Mesleki amaçlarla kullanılan çevrimiçi platformlarda ve işyerinde yaşanan taciz, tacizin yaygınlığını ve mağdurlar üzerindeki etkilerini araştırmak için, özel sektörde çalışan 20-40 yaş arası beyaz yakalı 245 kadın ile anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre kadınların en çok maruz kaldıkları taciz siber tacizdir. Her yüz kadından 73'ünün profesyonel dijital platformlarda tacize uğradığı gözlemlenmiştir. Yaşanan taciz türlerinde; ısrarlı çevrimiçi flört talepleri, mağdurun reddetmesine karşı devam eden, istenmeyen romantik mesajlar almak, cinsel ve tehdit içerikli şakalar ve hakaretler en yaygın taciz türleridir. Fiziksel istismarın psikolojik ve fizyolojik etkilerinin siber taciz mağdurlarında da görüldüğü ortaya çıkmıştır.Article BIST’TE İŞLEM GÖREN ANA METAL FİRMALARININ FİNANSAL PERFORMANSININ ENTEGRE BİR ÇOK KRİTERLİ KARAR VERME MODELİ KULLANILARAK DEĞERLENDİRİLMESİ(2020) Çanakçıoğlu, MustafaSon yıllarda Borsa İstanbul’da yer alan sektörler veya endekslerdeki işletmelerle ilgili olarak yapılan performans analizleri hem ilgili firmalara ve sektörlere hem de bu işletmelerle ilgilenen yatırımcılara ve diğer paydaşlara değerli bilgiler ve yorumlar sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul’da (BIST) hisseleri işlem gören Ana Metal Endeksinde yer alan 17 işletmenin 2013-2018 tarihleri arasındaki finansal performanslarının analiz edilmesi ve sonuçların karşılaştırılmasıdır. Çalışma kapsamında işletmelerin Bilanço ve Gelir tablolardan elde edilen 13 muhasebe kökenli oran kriteri kullanılmıştır. Elde edilen veriler Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden Entropi ve WASPAS (Weighted Aggregated Sum Product Assessment) yöntemlerinin birlikte kullanıldığı hibrid bir yöntem ile değerlendirilmiştir. Belirlenen seçim kriterlerinin ağırlıkları Entropi tekniği kullanılarak hesaplanmıştır. Ardından WASPAS yöntemi kullanılarak karar seçeneklerinin göreli önem değerleri hesaplanarak işletmelerin, her yılın performans değerlerine göre sıralaması yapılmıştır. Son olarak, işletmelerin her yıl için elde edilen sonuçları dikkate alınarak Borda sayım yöntemi yardımıyla yeniden sıralandırılmıştır. Çalışmada seçilen dönemler, kullanılan muhasebe oranları ve hibrid modele göre Ana Metal Sanayindeki 17 işletmenin performans analizi sonucunda, 6 yılın ortalaması olarak İskenderun Demir ve Çelik A.Ş’nin. en iyi işletme olduğu tespit edilmiştir.Article Bulanık Küme Teorisinin Müşteri Memnuniyeti Karşılaştırmasında Kullanılması(2019) Çavdaroğlu, Nur AyvazMüşteri memnuniyeti tüm işletmelerin hayatta kalması ve kâr edebilmesi için elzemdir. Sürekli değişen iş dünyasında bu konsept daha da önem kazanmaktadır. Özellikle yeni iş modellerine dayanan firmaların ortaya çıktığı sektörlerde klasik şirketler müşteri mutluluğu açısından yeni şirketlerle rekabet etmekte zorlanmaktadırlar. Az kullanılan kaynakların (ör: ev, araba, çeşitli eşyalar vs.) dijital platformlar yardımıyla belli ücretlerle kiralanması olarak tanımlanabilecek olan paylaşım ekonomisi, bu şekilde yeni iş modellerie ilham veren konseptlerdendir. Paylaşım ekonomisi tabanlı firmalardan biri olan Über, kısa zamanda popülerlik kazanmıştır. Bu çalışmada, Über ve klasik taksi firmaları müşteri memnuniyeti açısından karşılaştırılarak iki tip firmanın çeşitli hizmet boyutlarında nasıl performans gösterdiği ölçülmektedir. Veri toplama anket yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup veri analizinde ise bulanık küme teorisi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Über bütün hizmet boyutlarında klasik taksi firmalarına göre çok daha yüksek müşteri memnuniyetine sahiptir. Sonuçlar değerlendirilerek Über ve benzeri paylaşım ekonomisi tabanlı firmalara ve onlarla rekabet edebilmek isteyen klasik iş modellerine sahip firmalara çeşitli yönetimsel önerilerde bulunulmuştur.Article CARL SCHMITT’İN MODERN ANAYASACILIK ELEŞTİRİSİNİN FRIEDRICH AUGUST VON HAYEK ÜZERİNDEN DÜŞÜNÜLMESİ(2020) Kansu, AkasyaCarl Schmitt’in liberal, burjuva anayasal devletinin eleştirisi, parlamenter sistemin boşlukları üzerine kurulmuştur. Friedrich August Von Hayek, Schmitt tarafından eleştirilen sistematik, liberal anayasacılığın temel bileşenlerini düşüncesinin merkezine koyar. Her ne kadar Schmitt’in modern anayasacılık eleştirileri Hayek’in düşüncesinin temelini oluşturmasa da, iki düşünürün bazı teorik noktalarda benzeştiği görülür. Bu benzerlikler, modern anayasacılık fikrinin gelişmesinde oldukça etkili olmuştur. Schmitt’in eleştirileri üzerinden yürütülen fikirler, modern burjuva anayasacılığının kimi boşlukları üzerinde akademik bir yol açılmasına neden olmuştur. Hayek’in liberal özgürlükler üzerine geliştirdiği fikirler bir yandan bazı düşünürlere örnek olsa da diğer yandan bazı eleştirilerin temelini oluşturmuştur. Bu makalede, Schmitt’in modern (liberal) anayasacılık eleştirisi, liberal teori açısından çok önemli bir yere sahip olan Hayek dolayımıyla tartışılırken, Hayek’in düşüncesinin kökenleri ise Schmitt’in kavram seti üzerinden ele alınmaktadır. Bu bağlamda makale, bir yandan Schmitt ve Hayek’in modern anayasacılıkta ayrıştıkları ve benzeştikleri sorunsalları merceğine alırken, diğer yandan güçler ayrılığı, liberalizm, bireysel özgürlükler gibi, modern anayasacılığın temel kavramlarını irdelemeyi amaçlamaktadır.Article Çeperde Mekân Kurulumunun Tarihi: Feminist Otoetnografik Yaklaşım(2023) Ata, Leyla Bektaş; Coşar, SimtenBu makalede enformel yerleşim bölgeleri hakkında feminist okumanın sunduğu imkânlara baktık. Bunu yaparken Türkiye'deki bir büyükşehir belediyesi (İzmir Büyükşehir Belediyesi) sınırlarında yer alan bir gecekondu mahallesine (Limontepe) odaklandık ve belediye kayıtlarında, meclis kararlarında, devlet ve belediye arşivlerinde toparlandığı haliyle kurumsal resmî tarihin sınırlarını soruşturduk. Metnin arka plânındaki temel argümana göre, çeperlerdeki nüfusun ve/ya da marjinalleştirilmiş grupların resmî tarih kapsamında okunması mekân hakkında kısmî bilgi üretiyor. Böyle bir kısmiliğin farklı, eşitlikçi ve katılımcı önceliklerle şekillendirilen bilgi üretim süreçlerine uygun metotlarla dengelenebileceğini düşündük. Buna bağlı olarak enformel yerleşimlerde yaşayanların gündelik yaşamlarından doğru toplanan, biriken ve paylaşılan bilginin resmî tarihin kısmiliğinin denetlenmesi ve boşlukları doldurmak açısından işler bir seçenek olduğunu düşünüyoruz. Bu makalede, geçmişin bilgisini bugünün mekân kurulum pratiklerine bağlamakta feminist (oto)etnografiye dayandık. Feminist araştırmacılar olarak mahalle sâkinlerinin gündelik yaşam pratikleriyle ilişkilenmeyi mekâna dair durağan olmayan bilgi üretim süreçlerine katılmanın yolu olarak gördük ve metinde bununla ilgili dayanaklarımızı paylaştık. Makale, feminist bilgi üretim süreçlerine farklı pozisyonlardan katılımın yatay ilişkilenmeyle gerçekleştirilmesine bir örnek olarak tasarlandı.Article Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukuna İlişkin Düzenlemeleri BakımındanKültür Varlıklarına Yönelik İhlallereİlişkin Avrupa Sözleşmesi(2018) Katoğlu, Tuğrul BayazıtKültür varlıkları, bir yönüyle ulusların, toplumların kültürel kimliklerinin eşsiz birer simgesi, bir yönüyle de insan uygarlığının tanığıdır. Irak ve Suriye örneklerinde olduğu gibi, kültür varlıkları, silahlı çatışma dönemlerinde saldı-rıların doğrudan hedefi olmuştur. Bunun yanı sıra, kültür varlığı kaçakçılığı, silahlı terör örgütlerinin eylemlerinin en önemli finansman kaynaklarından biri haline gelmiştir. Bu nedenle, kültür varlığı tahribatı ya da kaçakçılığı gibi kültür varlıkları üzerinde işlenen fiillerle mücadele bakımından ceza hukuku aygıtları önem kazanmıştır. Kültür varlığı kaçakçılığının sınıraşan özellik taşıması dolayısıyla, kültür varlıklarına ilişkin cezai işlerde uluslararası iş-birliği de büyük öneme sahiptir. Bu çerçevede, Kültür Varlıklarına Yönelik İhlallere İlişkin Avrupa Sözleşmesi, ceza hukuku aygıtları ve ceza işlerinde adli işbirliği konularına ilişkin önemli düzenlemeler içermektedir. Bu çalışmada, söz konusu sözleşmenin ceza ve ceza muhakemesi hukukuna ilişkin maddeleri ele alınmıştır.Article Citation - WoS: 0The Choice of Law in the Infringement of Intellectual Property Rights by Soft Law Provisions(Istanbul Univ, 2020) Ömeroğlu, EkinThis study deals with the party autonomy principle as a connecting factor in the infringement of intellectual property rights in the light of soft law provisions. The territoriality principle and the lex loci protectionis rule govern as the main doctrines of law applicable to intellectual property infringement disputes. However, several academic projects from all over the world (the Principles by the American Law Institute, the Principles by the European Max Planck Group on Conflict of Laws in Intellectual Property, the Japanese Transparency Proposal, the Joint Principles drafted by members of the Private International Law Association of Korea, Japanese Waseda University Global COE Project and the Draft Guidelines on Intellectual Property in Private International Law of The International Law Association Intellectual Property and Private International Law Committee) suggested the party autonomy principle for the infringement of intellectual property rights in contrast to Article 8(3) of the Rome II Regulation. All these principles have no legally binding effect, but they are a set of principles that could be used both by international and national legislative bodies and courts. Moreover, the party autonomy principle in intellectual property infringement cases has been accepted by Turkish Private International Law Act (PILA), Swiss PILA and Chinese PILA. The purpose of this study is to analyse both soft law and national law provisions comparatively. Although the common aspect of the legal principles is to accept the will of the party, all of the provisions differ in several aspects. This study attempts to analyse and evaluate the suggested developments of the choice of law for intellectual property infringement cases.Research Project COVID-19 Salgının Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkileri ve Politika Alternatiflerinin Makroekonomik Genel Denge Analizi(2020) Tekgüç, Hasan; Yeldan, Alp Erinç; Ünsal, Ezgi BerfinCovid-19 krizi arz, talep ve finans soklarının es anlı tezahürüne dayalı, çok boyutlu sistemik bir kriz olarak yasanmaktadır. Söz konusu soklar ise gelir dagılımında hem fonksiyonel, hem bölgesel, hem de cinsiyet bazında derin esitsizliklerin var oldugu; kamusal hizmetlere erisimin ticarilestirildigi; ve dolayısıyla, gelir esitsizligine baglı olarak yoksullugun sosyal dıslanma ile birlikte yasanmakta oldugu bir ortamda gerçeklesmektedir Covid-19 krizi Türkiye ekonomisini, 2018 finansal krizinin etkilerinin tamamıyla çözümlenmedigi ve ulusal ekonominin akım dengelerinin yeniden saglanmasının henüz tamamlanmamıs oldugu bir konjonktürde etkilemektedir. Bu durum, Türkiye?nin krize karsı uygulayabilecegi politika önlemlerinin etkinligini de kısıtlamaktadır. Bu tespitler altında, bu çalısmanın ana amacı, Covid-19 salgını krizinin ekonomik etkilerini öngörmek ve krizin olumsuz etkilerini en aza indirgeyecek gerçekçi gelir ve maliye politikalarını tasarlayarak Türkiye politik ekonomi yazınına ve ilgili tüm sosyal paydasların gündemine sunmaktır. Bu amaçla bir makroekonomik genel denge model kurgulanarak öncelikle COVID19 salgının yol açtıgı kriz konjonktürünün sektörel üretim, istihdam, ücret ve sermaye gelirleri, milli gelir büyüklükleri ve dıs ticaret dengeleri üzerine yaratmakta oldugu etkiler irdelenmekte; daha sonra krize karsı gelistirebilecek savunma politikalarının analizi gerçeklestirilmektedir. Bu gözlemlerden hareketle, makroekonomik genel denge modeli bir sosyal laboratuvar gibi kullanılarak alternatif bir politika paketi tasarlanmıstır. Bu paketin önceligi hanehalkları emek gelirlerinin desteklenmesi amacına yöneltilmis ve kamu kesiminden dogrudan gelir destegi biçiminde uygulanması öngörülmüstür. Söz konusu Emek Gelir Destegi paketinin teknik unsurları (i) ücretlilerin formel kesim ortalama ücretinin %50?sine tekabül edecek sürekli bir gelir transferi ile desteklenmesi; (ii) küçük ve orta boy sirketlerin ve kendi hesabına çalısan kesimin desteklenmesi; ve (iii) kamunun tüketim harcamalarının %20 düzeyinde arttırılması ile uygulanmıstır. Model sonuçları Emek Gelir Destegi paketinin mali yükünün 2019 sabit fiyatlarıyla 123.5 milyar TL düzeyinde olacagını ve 2019 milli gelirinin %2.9?una ulasacagını göstermektedir. Böylesi bir paketin uygulanması neticesinde hanehalkları kullanılabilir ücret geliri kayıplarının yüzde 85?i telafi edilmekte ve yurtiçi gayrı safi hasıla Covid-19 salgınının yaratması muhtemel düzeye görece %60?lık bir kazanım saglamaktadır. EGD programı kamunun bütçe dengelerinde de görece olumlu sonuçlar yaratmakta ve olası Covid-19 altındaki bütçe açıgını yarı yarıya azaltmaktadır. Model sonuçları EGD programının özellikle ara ve yatırım malları üreten sektörlerde canlanma yaratacagını göstermektedir. Çalısmamızın pandeminin Hanehalkları düzeyinde, özellikle gelir ve yasam kosulları özelindeki bulguları ise söyle özetlenebilir; ? Tarım sektöründe ücretsiz aile isçisi olarak çalısan kadınlar arasında beklenmedik istihdam kayıpları gözlemlenmistir. Aynı sayıda olmasa da, erkek nüfusunun tarımda kayıtlı istihdamı artmıstır. Erkek nüfusu için tarım istihdamı bir nebze de olsa B planı islevi görmüs gibidir. ? 2018-2019 arasında hanelerin aylık ücret ve mütesebbis gelirleri ayda ortalama 2.9 milyar TL azalmıstır. Azalmanın hemen hemen hepsi erkek çalısanlardan kaynaklanmıstır. ? 6.2 milyon haneye verilen 1000 TL?lik nakdi yardım sayesinde medyan gelirin yarısından daha az kazanan yoksulların oranı %13.5?ten %19.9?a çıkacagına %17.8 seviyesinde kalmıstır. Sonuç olarak, bu Rapor çalısması kapsamında vurgulamamız gereken, Türkiye?de ve bir çok gelismekte olan piyasa ekonomisinde su ana degin uygulanmakta oldugu destekleme politikaları ile karsılastırıldıgında, net olarak odaklanmıs ve sınırları seffaf olarak çizilmis böylesi bir canlandırma ve gelirler programının daha etkili olabilecegidir.Article ÇSY PERFORMANSI VE KURUMSAL TEMERRÜT RISKI: ÜLKELERIN HISSEDAR KORUMA DÜZEYLERI BU İLIŞKIYI ETKILER(2024) Erdoğan, SedaBu makale çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ÇSY) performansı ile firma temerrüt riski arasındaki ilişkiyi incelemektedir. 21 ülkede yer alan 1,094 finansal olmayan firmadan alınan 9,522 firma yılı gözlemini içeren bir panel veri setini kullanarak, daha güçlü ÇSY performansına sahip olan firmaların daha düşük firma temerrüt riskine sahi olma eğiliminde olduklarını ampirik olarak göstermekteyiz. ÇSY skorunun üç ayrı bölümünden çevresel ve sosyal skorlar bu anlamlı ilişkiye katkıda bulunmaktadır. Çalışmamız, ÇSY puanının on alt kategorisi içinde emisyonlar, kaynak kullanımı, ürün sorumluluğu, insan hakları, işgücü ve kurumsal sosyal sorumluluk stratejisinin firma temerrüt riskini önemli ölçüde azalttığına dair yeni kanıtlar sunmaktadır. Ayrıca, ülkelerin hissedarlarını koruma seviyesi, ÇSY performansı ile temerrüt riski arasındaki bağlantıda moderatör rolü üstlenir; öyle ki, ÇSY performansının temerrüt riski üzerindeki azaltıcı etkisi, daha yüksek hissedar korumasına sahip ülkelerde bulunan firmalar için daha düşüktür. Dolayısıyla, eğer ülkelerin hissedar koruma seviyeleri yüksekse, daha güçlü ÇSY performansı firma temerrüt riskini hissedar koruma seviyeleri düşük olan ülkelere göre daha az miktarda azaltacaktır. Alternatif değişken ölçümleri ve içsellik sorunlarını da yakalayan alternatif metodolojiler kullanıldığında da bulgularımızın sağlam olduğu gözlemlenmektedir.review-article.listelement.badge Derin Öğrenme Modellerinde Mahremiyet ve Güvenlik Üzerine Bir Derleme Çalışması(2021) Yiğit, Gülsüm; Yiğit, GülsümSon dönemlerde derin öğrenmedeki devrim niteliğindeki gelişmeler ile birlikte yapay zekaya yönelik beklentiler gün geçtikçe artmaktadır. Konuşma tanıma, doğal dil işleme (NLP), görüntü işleme gibi birçok alanda etkin bir şekilde uygulanabilen bir araştırma alanı olan derin öğrenme klasik makine öğrenmesi ile karşılaştırıldığında daha yüksek başarı göstermektedir. Derin öğrenme ile geliştirilen modellerde eğitim ve tahminleme sırasında büyük miktarda veri kullanılmakta ve kullanılan veriler kişisel verilerden oluşabilmektedir. Bu verilerin işlenmesi sırasında kişisel verilerin korunması kanununa (KVKK) aykırı olmaması oldukça önemlidir. Bu nedenle verilerin gizliliği ve güvenliğinin sağlanması oldukça önemli bir husustur. Bu çalışmada, derin öğrenme modelleri geliştirilirken yaygın kullanılan mimariler verilmiştir. Verilerin gizliliği ve güvenliğini artırmak için literatürde yaygın olarak karşılaşılan güvenli çok partili hesaplama, diferansiyel mahremiyet, garbled devre protokolü ve homomorfik şifreleme araçları özetlenmiştir. Çeşitli sistem tasarımlarında kullanılan bu araçların yer aldığı güncel çalışmalar taranmıştır. Bu çalışmalar, derin öğrenme modelinin eğitim ve tahminleme aşamasında olmak üzere iki kategoride incelenmiştir. Literatürdeki çeşitli modeller üzerinde uygulanabilen güncel saldırılar ve bu saldırılardan korunmak amacıyla geliştirilen yöntemler verilmiştir. Ayrıca, güncel araştırma alanları belirlenmiştir. Buna göre, gelecekteki araştırma yönü kriptografik temelli yöntemlerin karmaşıklığının azaltılması ve geliştirilen modelin güvenilirliğini belirlemek için çeşitli ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi yönünde olabilir.Article Dersliklerde Reverberasyon Süresi ve Gürültü-Sinyal Oranının Yetişkinler ve Çocuklarda Kelime Ayırt Etme Oranına Etkisi(2019) Şaher, KoncaBu makale, sınıflarda yetişkinler ve çocuklar için reverberasyon süresi değerlerinin, reverberasyon süresinin frekans aralıklarındaki dağılımının ve sinyal-gürültü oranının konuşmanın anlaşılabilirliğine olan etkisini Türkçe fonetik dengeli tek heceli kelime ayırt etme testleriyle belirlemeyi amaçlamaktadır. Öncelikle, her biri 25 öğeden oluşan 2 takım fonetik dengeli tek heceli Türkçe kelime tam yansımasız bir odada kaydedildi. Kayıtların işitselleştirmeleri akustik bir simülasyon yazılımında tipik bir sınıf için 0,8 saniye (500 Hz, 1000 Hz ve 2000 Hz ortalaması), 0,4 saniye (500 Hz, 1000 Hz ve 2000 Hz ortalaması) ve 0,4 saniye (125–4000 Hz) olmak üzere üç farklı reverberasyon süresi ve iki farklı sinyal-gürültü oranı (0 dB ve 15 dB) için geliştirildi. Üç farklı reverberasyon süresi ve iki farklı sinyal-gürültü oranına sahip altı modeldeki işitselleştirmelerden geliştirilen dinleme testleri, normal işitme yeteneğine sahip genç yetişkinlere ve çocuklara dinletildi. Sonuçlar, 0 dB ve 15 dB olarak her iki sinyal-gürültü oranı için reverberasyon süresi 500 Hz, 1000 Hz ve 2000 Hz ortalaması olarak 0,8 saniyeden 0,4 saniyeye düştüğü zaman, konuşmayı ayırt etme yüzdelerinin yetişkinlerde de çocuklarda da arttığını göstermektedir. Ancak 0 dB sinyal-gürültü durumunda reverberasyon süresi 500 Hz, 1000 Hz ve 2000 Hz ortalaması olarak 0,4 saniyeden 125 Hz – 4000 Hz oktav bantlarının her birinde 0,4 saniye civarına düştüğü zaman yetişkinlerin konuşmayı ayırt etme oranında kayde değer bir iyileşme olmazken, çocukların kelime ayırt etme oranlarının önemli derecede arttığı gözlemlenmiştir. 15 dB sinyal-gürültü oranı için ise 125 Hz – 4000 Hz oktav bantlarının her birinde 0,4 saniye elde edildiği durumun yetişkinlerde de çocuklarda da konuşma anlaşılabilirliğine önemli bir etkisi görülmemektedir.Article Citation - WoS: 0Developmental States in Sub-Saharan Africa: Reflections on State, Development, and Foreign Policy(ISTANBUL UNIV, 2020) Karaoğuz, Hüseyin EmrahThis article examines discussions on state development in the context of sub-Saharan Africa by concentrating on the nexus of state, development, and foreign policy. First, the article notes ambiguity to still exist on what the essential characteristics of a developmental state are, both in general as well as in sub-Saharan Africa, mainly because developmental state scholars see development as a context-dependent process. Also, scholars often even analyze different aspects of developmental states in the same context (i.e., quality of democracy, developmental outcomes, analysis of what is, and reflections on what should be). Second, even though the developmental state framework endorses a perspective that sharply contradicts the neoliberal orthodoxy, the case may be that the two occasionally converge on some policy proposals. Thus, if the goal is to formulate and implement effective policies in sub-Saharan Africa, it is better not to derive an oversimplified dichotomy between developmental state and orthodoxy. Lastly, the article highlights relatively recent attempts to have occurred investigating developmental states' foreign policy dimension in the context of South Africa, thus offering a novel and timely research agenda.Article Citation - WoS: 0Dijital Avrupa Programı: Esnek-dayanıklı Avrupa Dijital Ekosferi İçin Teknolojik Egemenliğin Geliştirilmesi(Ankara Univ European Union Research Centre, 2024) Bıçakcı, Salih; Bıçakcı, Ahmet SalihDijital Avrupa Programı (DIGITAL), kıtanın dijital dönüşümünü hızlandırmayı, küresel dijital rekabeti artırmayı ve teknolojik egemenliği kurmayı amaçlayan bir Avrupa Birliği programıdır. Yüksek Performanslı Bilgi İşleme (HPC), Geniş Bant İnternet erişimi, Yapay Zekâ (AI), Bulut hizmetleri, siber güvenlik, Dijital Tek Pazar ve gelişmiş dijital yetkinlikler gibi hayati dijital teknolojilere odaklanmaktadır. DIGITAL, Avrupa'nın dijital alanındaki stratejik özerkliği için kritik olarak kabul edilmekte olup, sadece bir proje değil; aynı zamanda sosyoekonomik değişimi başlatan büyük bir geçişi temsil etmektedir. Program, Avrupa veri ekonomisi ve dijital tek pazarı geliştirmekte olup, AB'nin sosyoekonomik dinamiklerini etkilemektedir. Bu süreçte gözetilen teknolojik egemenliğin başarısı, iyi bir uygulamaya, finansa ve yönetim girişimlerine bağlıdır.Article Diltiazemin internal torasik arter kan akımı üzerine etkisi(1996) Akpinar, Belhhan; Çetin, Gürkan; Bayındır, Osman; Cakali, Emine; Pekcan, Ülkü; Sönmez, BingürBir kalsiyum antagonist! olan diltiazemin koroner arter cerrahisinde internal torasik arter (İTA) akımı üzerindeki etkisini incelemek üzere 60 olgu üzerinde yapılan çalışmada, 30 olguya peroperatif 0.1 mg/kg/saat - 0.3 mg /kg / saat arasında değişen dozlarda diltiazem perfüzyonu başlandı ve 24 saat devam edildi (Grup 1). Diğer 30 olguya (Grup 2) diltiazem verilmedi. Yapılan ölçümlerde İTA kan akımı Grup Vde 110 ± 5 ml/dk, Grup 2'de 70 ± 7 mi/ dk bulundu (p < 0.05). Grup 2'deki olgulara İTA içine papaverin enjekte edildikten sonra yapılan ölçümlerde İTA kan akımı 120 ± 5 mi olarak ölçüldü. Elde edilen gözlem, peroperatif başlanan diltiazem perfüzyonunun İTA kan akımını önemli ölçüde artırdığı şeklindedir.Article The Effect of Covid-19 on Contract and Insurance Law(2020) Baysal Zeki, Başak Zeynep; Noussıa, KyriakiThe pandemic of Covid-19 has disrupted businesses and insurance and contractual relationships betweenparties. This article examines the effect of Covid-19 on contract and insurance law, most notably inrelation to contract law and the need to redefine the legal notion of “force majeure” and in relationto insurance law regarding business interruption insurance. Possible interpretations to be followed bycourts in future claims and liability for contractual and insurance law claims as a result of Covid-19 arediscussed and conclusions on the new role of force majeure and on insurance implications following theCovid-19 pandemic are drawn.