TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://gcris.khas.edu.tr/handle/20.500.12469/4467
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Language "en"
Now showing 1 - 20 of 218
- Results Per Page
- Sort Options
Article Citation - Scopus: 0The 1921 Constitution and Beyond: Any Inspiration After 100 Years?(Istanbul University Press, 2022) Arat, N.; Arat, Nilay; Topukçu, A.The 1921 Constitution has mostly been considered as a unique piece of legal document in Turkish Legal History with regard to the time it was written, the conditions under it was created, the necessity it touched and the era it changed. The 1921 Constitution had been assessed by scholars, bureaucrats, politicians and lawyers in different times from distinct perspectives. It has got special attention lately as regards to the discussions on constitution-making processes. Even after 100 years, many of its features inspire today's constitutional discussions as the 1921 Constitution touches even today's sociological, political and legal needs. In this context, this paper aims to assess the 1921 Constitution first by pointing out the unique features; then, gives try to answer a question posed whether the 1921 Constitution is a constitution itself, or not. This trial is done under the double constitution period discussions and by pulling out the deficiencies of the 1921 Constitution. Subsequently, the box of inspirational touches of the 1921 Constitution to 100 years beyond is opened. In that sense, it has been found that the understanding of sovereignty that brings it down to its origin “earth/humankind”, the idea of local democracy and the vision on fundamental rights and freedoms that open the door to modern understanding of rights on this part of the world, could be drawn/inherited for today's constitutional making processes. © 2022 Istanbul University Press. All Rights Reserved.Article 2009 A (h1n1) ve Covıd-19 Pandemilerinde Nüfus Yoğunluğunun ve Temas Oranının Rolü(2024) Dobıe, Ayşe Peker; Bilge, Ayşe Hümeyra; Ahmetolan, Semra; Bilge, Ayşe Hümeyra; Demirci, Ali; Kaya, Burak ErkanSağlıklı-Virus bulaşmış-Bulaşıcılığı olmayan (SIR) salgın modelinin başlıca özellikleri, temel üreme sayısı olarak bilinen 𝑅0 parametresi tarafından belirlenir. Bu çalışmada, çeşitli Avrupa ülkeleri ve İstanbul'daki 2009 A(H1N1) pandemisi ile Almanya'nın federal eyaletlerindeki Covid-19 pandemisi olmak üzere iki farklı salgın için, 𝑅0'ın temas oranlarına olan bağımlılığı araştırılmıştır. 2009 A(H1N1) pandemisine ait veriler, Hollanda da dahil olmak üzere yedi Avrupa ülkesi ve İstanbul için ele alınmış olup, bu ülkeler için temel üreme sayısının nüfus yoğunluğuna orantılı olduğu gösterilmiştir. Yüksek nüfus yoğunluklarına sahip olmaları nedeniyle Hollanda ve İstanbul’a ait 𝑅0 değerlerinin, literatürde kabul edilen aralıkların oldukça dışında kaldığı gözlemlenmiştir. Covid-19 pandemisi için 2020 yılının Şubat ve Haziran ayları arasındaki döneme ait Almanya federal eyaletlerinin verileri kullanılarak, toplumdaki heterojenliklerin nüfus yoğunluğunun etkilerini domine ettiği gösterilmiştir. Bu durum, sokağa çıkma yasağı ve seyahat kısıtlamaları gibi uygulamaların ev içi dinamiklerinin rolünü arttırması olasılığı ile açıklanmıştır.Article 3d Self-Assemble Formation of Molybdenum Disulfide $(mos_2 )-Doped$ Polyacrylamide (paam) Composite Hydrogels(2022) Durmaz, Sümeyye; Özuğur Uysal, Bengü; Yıldız, Ekrem; Pekcan, Mehmet Önder; Uysal, Bengü Özuğur; Pekcan, ÖnderPolyacrylamide (PAAm), a renowned member of the hydrogel class, has many uses throughout a wide range of industrial processes, including water absorbed diapers, contact lenses, wastewater treatment, biomedical applications such as drug delivery vehicles and tissue engineering because of its physical stability, durability, flexibility easier shaping, and so on. PAAm also provides new functionalities after the incorporation of inorganic structures such as molybdenum disulfide $(MoS_2 )$. During the copolymerization process, the transmittance of all samples reduced significantly after a particular time, referred to as the gel point. Microgels form a tree above the gel point as projected by Flory-Stockmayer classical theory. Because of microgels positioned at the junction points of the Cayley tree, the addition of $MoS_2$ results in strong intramolecular crosslinking and looser composites. Moreover, fractal geometry provides a quantitative measure of randomness and thus permits characterization of random systems such as polymers. Fractal dimension of these polymer composites is calculated from power-law-dependent scattered intensity. It was also confirmed that a hydrogel rapidly formed within a few seconds, indicating a 3D network formation inside the gel. These materials may have a great potential for application in wearable and implantable electronics due to this highly desired 3D self-assemble feature.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 13D self-assemble formation of molybdenum disulfide (MoS2)-doped polyacrylamide (PAAm) composite hydrogels(Tubitak Scientific & Technological Research Council Turkey, 2022) Özuğur Uysal, Bengü; Pekcan, Mehmet Önder; Uysal, Bengu Ozugur; Pekcan, OnderPolyacrylamide (PAAm), a renowned member of the hydrogel class, has many uses throughout a wide range of industrial processes, including water absorbed diapers, contact lenses, wastewater treatment, biomedical applications such as drug delivery vehicles and tissue engineering because of its physical stability, durability, flexibility easier shaping, and so on. PAAm also provides new functionalities after the incorporation of inorganic structures such as molybdenum disulfide (MoS2). During the copolymerization process, the transmittance of all samples reduced significantly after a particular time, referred to as the gel point. Microgels form a tree above the gel point as projected by Flory-Stockmayer classical theory. Because of microgels positioned at the junction points of the Cayley tree, the addition of MoS2 results in strong intramolecular crosslinking and looser composites. Moreover, fractal geometry provides a quantitative measure of randomness and thus permits characterization of random systems such as polymers. Fractal dimension of these polymer composites is calculated from power-law-dependent scattered intensity. It was also confirmed that a hydrogel rapidly formed within a few seconds, indicating a 3D network formation inside the gel. These materials may have a great potential for application in wearable and implantable electronics due to this highly desired 3D self-assemble feature.Article 50. Complete acquisition in the heritage language: Evidence from indefiniteness in Turkish(2023) Yılmaz, Gülsen; Sauermann, AntjeThis study investigates whether adult Turkish heritage speakers are able to refer to entities in discourse as required by semantic contexts. The focus is on the contrasting properties of Turkish (L1) and German (L2) with respect to semantics of indefiniteness, i.e., specificity and partitivity. Turkish morphologically distinguishes between specific/nonspecific and partitive/nonpartitive contexts on the indefinite direct object while German does not. We hypothesized that the Turkish heritage speakers would overgeneralize the unmarked form (bir noun) since this is the default form used in German regardless of the context and also acceptable in all contexts in Turkish. We further hypothesized that, if they ever opt for the case marked form (bir noun+acc), they would also do so incorrectly in nonpartitive and nonspecific contexts. Turkish heritage speakers living in Germany (n= 35) could dissociate semantic contexts and made similar preferences to those of monolingual native speakers of Turkish (n= 30). Our findings suggest that native language (L1) can develop despite early onset of the L2 and be maintained on a par with monolingual norms despite the presence of competing structures in the L2. We will discuss how insights from heritage language development can contribute to discussions about the bilingual’s ability in L1; and limits and possibilities of bilingualism.Article Citation - WoS: 0Ab Hukuk Düzeni ve Emca’da Anonim Ortaklıklarda Çoğunluğun Kötüye Kullanımının Etkilerinin Azaltılması: İzole ve Halka Kapalı Türk Anonim Ortaklıklarında Azınlığın Korunması İçin Esinlenmek Mümkün Mü?(Istanbul Univ, Fac Law, 2024) Görmez, OnurAB mevzuatında, çoğunluğun kötüye kullanılması hususunu düzenleyen genel bir hüküm bulunmamaktadır. Üye devletlerde ise konuya dair iki ayrı yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan Fransa’da kabul gören çift eşikli yaklaşım olarak adlandırılabilecek ilki hem azınlığın hem de ortaklığın çıkarının zedelenmesini aramaktadır. Almanya ve İskandinav ülkeleri gibi bazı ülkelerde kabul gören tek aşamalı yaklaşım olarak adlandırılabilecek diğer yaklaşımda yalnızca azınlığın çıkarının zedelenmesi yeterli görülmektedir. AB düzenlemeleri de dikkate alınarak akademisyenler tarafından hazırlanan bir model yasa çalışması olan EMCA’da da kendisine yer bulan ikinci yaklaşım azınlık pay sahipleri için daha iyi bir koruma sunmaktadır; özellikle izole ve halka kapalı anonim ortaklıkların azınlık pay sahipleri yönünden. Adalet Divanı’nın Audiolux kararıyla da ortaya konduğu üzere AB Hukuku’nda pay sahipleri yönünden uygulama alanı bulacak genel geçer bir eşit işlem ilkesi söz konusu değildir. EMCA’da olduğuna benzer şekilde TTK m.357’de ise eşit şartlardaki pay sahiplerinin eşit işleme tabi tutulması gerekliliğini öngören hüküm uyarınca, Türk hukukunda da ortaklıkta çoğunluğun kötüye kullanılmasının tartışma konusu olduğu hallerde, kötüye kullanmayı tespit için tek eşikli yaklaşım yeterli olmalıdır. İzole ve halka açık olmayan anonim ortaklıklarda azınlık pay sahiplerinin etkin bir şekilde korunması için uygulanabilecek yöntemler bakımından ise, sınır aşan tür değiştirme, birleşme ve bölünmeler yönünden 2017/1132 sayılı Yönerge seviyesinde de öngörülen azınlığa ortaklıktan çıkma hakkı tanıyan bir düzenlemenin getirilmesi yerinde olacaktır. Haklı nedenle feshi düzenleyen TTK m.531’in değiştirilmesi suretiyle azınlık pay sahiplerine, paylarını satarak ortaklıktan çıkmayı doğrudan mahkemeden talep edebilecekleri bir düzenleme getirilmesi de düşünülmelidir. EMCA Bölüm 11.35 ve Bölüm 11.37’deki pay sahiplerinin paylarını satarak ortaklıktan çıkması ile payların satın alınmasını talep etme veya paylarını satmaya zorlama hususlarında öngörülen hükümlerden TTK için de esinlenilebilir.Article Abd’nin Levant Hengamesinde Süreklenen Politikaları(2018) Görmüş, Evrim; Özel, Soli; Özel, SoliLevant bölgesi, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD dış politikasının öncelikli çıkar alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu makalenin amacı, ABD’nin, bilhassa da son iki Amerikan yönetiminin, Levant’a yönelik politikalarını açıklığa kavuşturmayı, bölgede ve Amerikan siyasetindeki değişimlerin Washington’un Levant’a yönelik politikasının nasıl yanlı, zaman zaman beceriksiz ve daha da önemlisi tutarsız görünmesine neden olduğunu anlamayı hedeflemektedir. Makale, bir yönetimden diğerine İsrail’in egemenliğinin korunması, dostane rejimlerin desteklenmesi, terörizmle mücadele ve İran’ın kontrol altına alınması gibi konularda ve genel itibariyle bölgeye yönelik yaklaşımdaki değişiklikleri incelemektedir. Suriye’ye yönelik politikadaki tereddütler ve değişimler daha detaylı ele alınmıştır. Nitekim bu konular Amerika’nın Levant’a yönelik politikasının henüz son halini almadığının, daha da ötesinde gelişmeler karşısında ABD’nin nasıl yön değiştirdiğini ve Esad’ı yerinden etme hedefinden uzaklaşarak İran’ı kontrol altına alma ve eğer mümkünse boyun eğdirmeye odaklandığına işaret etmektedir.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 6Accurate Indoor Positioning With Ultra-Wide Band Sensors(Tubitak, 2020) Arsan, Taner; Arsan, TanerUltra-wide band is one of the emerging indoor positioning technologies. In the application phase, accuracy and interference are important criteria of indoor positioning systems. Not only the method used in positioning, but also the algorithms used in improving the accuracy is a key factor. In this paper, we tried to eliminate the effects of off-set and noise in the data of the ultra-wide band sensor-based indoor positioning system. For this purpose, optimization algorithms and filters have been applied to the raw data, and the accuracy has been improved. A test bed with the dimensions of 7.35 m x 5.41 m and 50 cm x 50 cm grids has been selected, and a total of 27,000 measurements have been collected from 180 test points. The average positioning error of this test bed is calculated as 16.34 cm. Then, several combinations of algorithms are applied to raw data. The combination of Big Bang-Big Crunch algorithm for optimization, and then the Kalman Filter have yielded the most accurate results. Briefly, the average positioning error has been reduced from 16.34 cm to 7.43 cm.Article Citation - WoS: 0Citation - Scopus: 1An Alternative Approach To Design Lumped Element Delay Equalizers(Istanbul Univ Fac Engineering, 2015) Şengül, Metin Y.; Şengül, MetinIn this paper an algorithm has been proposed to design lumped element delay equalizers which is considered as a single block as opposed to the existing methods in literature. Then after obtaining the desired delay performance the designed delay equalizer is divided and realized as cascaded first-order and/or second-order all-pass circuits. An example is given to illustrate the utilization of the proposed algorithm.Article An Alternative Approach To Design Lumped Element Delay Equalizers(2015) Şengül, Metin; Şengül, MetinIn this paper, an algorithm has been proposed to design lumped element delay equalizers which is considered as a single block as opposed to the existing methods in literature. Then after obtaining the desired delay performance, the designed delay equalizer is divided and realized as cascaded first-order and/or secondorder all-pass circuits. An example is given to illustrate the utilization of the proposed algorithmArticle Aluminum Accumulation in Treatment Using Submerged Membrane Electro-Bioreactor of Young Landfill Leachate: Statistical Analysis(2020) Bilgili, Mehmet; Çavdaroğlu, Nur Ayvaz; Akkaya, Gülizar KurtoğluHerein, landfill leachate containing high amount of organic matter, which is quite difficult to treat, was first treatedusing the new submerged membrane electro-bioreactor (SMEBR) system. Aluminum (Al) electrode was used for thetreatment of leachate in the SMEBR and Al accumulation was detected. This study aims to examine Al accumulation inthe treatment of leachate with high organic content in the SMEBR system. The Al values obtained were plotted on agraph using MS Excel, and Mann–Whitney U test was used to determine whether there is a statistical difference betweenthe observed Al values. Also, correlations between Al accumulations and conductivity and TOC in SMEBR and SMBRwere evaluated. Resultantly, it was found that relationship between Al and conductivity is very weak, correlationbetween Al and TOC% is a weak-moderate, the Al accumulation in the SEMBR has a linear relationship with time andthere is a very strong correlation between the two variables (R2= 0.7591). Its correlation with time in the SMBR ismoderate (R2= 0.3316). MS Excel 2016 and Minitab 16.0 programs were utilized in the statistical analyses.Article Citation - Scopus: 0Aluminum accumulation in treatment using submerged membrane electro-bioreactor of young landfill leachate: Statistical analysis(Environmental Research & Technology (Online), 2020) Kurtoğlu Akkaya, Gülizar; Ayvaz Çavdaroğlu, Nur; Bilgili, MehmetHerein, landfill leachate containing high amount of organic matter, which is quite difficult to treat, was first treated using the new submerged membrane electro-bioreactor (SMEBR) system. Aluminum (Al) electrode was used for the treatment of leachate in the SMEBR and Al accumulation was detected. This study aims to examine Al accumulation in the treatment of leachate with high organic content in the SMEBR system. The Al values obtained were plotted on a graph using MS Excel, and Mann–Whitney U test was used to determine whether there is a statistical difference between the observed Al values. Also, correlations between Al accumulations and conductivity and TOC in SMEBR and SMBR were evaluated. Resultantly, it was found that relationship between Al and conductivity is very weak, correlation between Al and TOC% is a weak-moderate, the Al accumulation in the SEMBR has a linear relationship with time and there is a very strong correlation between the two variables (R2= 0.7591). Its correlation with time in the SMBR is moderate (R2= 0.3316). MS Excel 2016 and Minitab 16.0 programs were utilized in the statistical analyses.Article Citation - WoS: 1An analysis of social media content shared by right-wing extremist groups in the United States, the Great Britain and Australia(Istanbul Univ, Fac Communication, 2023) Baş, Özen; Bas, OzenThe extreme right movements have increasingly appeared on social media, especially on Twitter and Facebook, coinciding with the 2019 New Zealand attack, the 2019 El Paso incident, and Britain's exit from the European Union in 2020. This study examines the content and the form of extreme right-wing activities on Facebook and Twitter to promote their ideologies. A qualitative content analysis was conducted on posts shared by extreme-right groups on public Facebook and Twitter accounts in Great Britain, the United States and Australia. The sample spans from March 15, 2019 to February 5, 2020. The posts were coded according to a coding instrument developed based on the existing literature spreading extremist ideologies on social media. The coding instrument consisted of categories and subcategories such as 'the protection of western values', 'anti-LGBT activism', 'anti-feminism', 'anti-Islam', 'anti-immigrant sentiments', 'fostering the white race', and 'anti-elitist populism'. Findings suggest that the most prevalent extremist ideologies on Facebook and Twitter posts were 'anti-elitist populism' and 'the protection of western values'. Also, extremist groups heavily shared posts that combined texts and images to spread their ideologies on social media.Article ARE THE ARBITRATORS SUITABLE TO APPLY PUBLIC POLICY PROVISIONS IN INTERNATIONAL COMMERCIAL ARBITRATION?(Seçkin Yayıncılık, 2017) Ersoy, Yunus EmreStates virtually maintain some restrictions upon the subject matter of arbitration such as states’ public policy provisions. The extent of public policy in the international commercial arbitration becomes more comprehensive than that of the New York Convention, where it might be a defence against enforcement when the arbitral award is rendered; hence the problem occurs only at the final stage of arbitral process. Besides that, arbitrability also directly relates to public policy provisions that has effect on the base of the arbitration agreement or, more specifically, arbitration clause. It seems that arbitrators will have more discretion in arbitration process as to applying of domestic public policy provisions in the future, but are they really suitable to do that?Article Asimetrik Maliyet Davranışı ve Alıcıların Getirileri: A.b.d. Birleşmelerinden Bulgular(2019) Ugurlu, Mine; Öztürk Danışman, Gamze; Danışman, Gamze Öztürk; Vural Yavaş, Çiğdem; Bılyay-erdogan, Seda; Vural-yavas, CigdemBu çalışma alıcıların satış, genel ve yönetim maliyetlerinin asimetrik davranışlarını incelemekle birlikte; “Birleşme ve Satın Alma” performanslarına olan etkisini 1 yıllık olay penceresinden analiz etmektedir. Çalışma A.B.D.’de 2003-2015 yılları arasında tamamlanan 6,888 birleşme ve satınalmaya dayanmakta ve panel veri regresyonları kullanmaktadır. Sonuçlar alıcıların 73%’ünün maliyetlerinin asimetrik davranış sergilediğini göstermektedir. Birleşme duyurusunun ardından maliyet yapışkanlığı ile alıcıların olağandışı getirileri arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Piyasadaki rekabet alıcıların getirilerini olumlu etkiler, ancak yapışkan maliyetlerin alıcıların olağandışı getirileri üzerindeki olumsuz etkisini daha da artırır. Ayrıca alıcıların temerrüt riskinin olağandışı getiriler üzerinde anlamlı ve negatif yönde etkisi vardır. Bununla birlikte, temerrüt riskinin getiriler üzerindeki olumsuz etkisi yapışkan olmayan maliyet yapısı olan alıcılar için daha kuvvetlidir. Alıcıların riski rekabetin getiriler üzerindeki pozitif etkisini azaltmaktadır. Bir yıllık olay penceresinden incelendiğinde, yapışkan maliyet yapısına sahip alıcıların yapışkan olmayan maliyet yapısına sahip alıcılara göre daha az olağandışı getirilere sahip olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma 2003-2015 yılları arasında gerçekleşen birleşmelerde rol alan alıcıların asimetrik maliyet davranışlarını ortaya çıkararak ve alıcı firmaların daha düşük olağandışı getiri elde etmelerine alternatif bir açıklama getirerek literatüre katkıda bulunmuştur.Article Citation - WoS: 2Asymmetric Cost Behavior and Acquirer Returns: Evidence From U.s. Mergers(Ege Univ, 2019) Uğurlu, Mine; Öztürk Danışman, Gamze; Öztürk Danışman, Gamze; Vural Yavaş, Çiğdem; Bilyay-Erdoğan, Seda; Vural-Yavaş, ÇiğdemThis paper investigates the asymmetric behavior of the selling, general and administrative (SG&A) costs of acquirers, and reveals its effects on mergers & acquisitions (M&A) performance in a one-year event window. It is based on a sample of 6888 M&As completed in the U.S. during the 2003-2015 period and employs panel data regressions. The results show that 73% of the acquirers display asymmetric cost behavior. A significant negative relation is found between cost stickiness and acquirers' abnormal returns following the merger announcement. Competition in the market for corporate control is positively related with acquirer returns but exacerbates the negative effects of cost-stickiness on abnormal returns of acquirers. The acquirers' risk of default is significantly negatively related to the abnormal returns they generate. This adverse effect of default risk on returns is stronger for acquirers with anti-sticky costs. Acquirer risk offsets the positive effects of competition on returns. Acquirers with sticky costs have lower abnormal returns than those with anti-sticky costs in a one-year window. The present study contributes to the literature by revealing the asymmetric cost behavior of acquirers involved in merger activity during the last decade, and provides evidence for an alternative explanation for the lower abnormal returns of the acquiring firms.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Bayesian Estimation of Discrete-Time Cellular Neural Network Coefficients(TUBITAK Scientific & Technical Research Council Turkey, 2017) Özer, Hakan Metin; Şenol, Habib; Özmen, Atilla; Özmen, Atilla; Şenol, HabibA new method for finding the network coefficients of a discrete-time cellular neural network (DTCNN) is proposed. This new method uses a probabilistic approach that itself uses Bayesian learning to estimate the network coefficients. A posterior probability density function (PDF) is composed using the likelihood and prior PDFs derived from the system model and prior information respectively. This posterior PDF is used to draw samples with the help of the Metropolis algorithm a special case of the Metropolis--Hastings algorithm where the proposal distribution function is symmetric and resulting samples are then averaged to find the minimum mean square error (MMSE) estimate of the network coefficients. A couple of image processing applications are performed using these estimated parameters and the results are compared with those of some well-known methods.Article Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlara Karşı İş Yeri Tacizinin Dijitalleşmesi: Profesyonel Çevrimiçi Platformlar Üzerine Bir Araştırma(2023) Baş, Özen; Baş, Özen; Emre, Perrin ÖğünKadına yönelik cinsel taciz, tüm dünyada ele alınan önemli toplumsal sorunlardan biridir. Gerçekleştiği ortam ve türleri değişse de yüzyıllardır var olan bir gerçektir. İnternetle birlikte her şeyin dijitalleştiği gibi taciz de dijital ortama taşınmıştır. Kadınların çalışırken veya iş ararken tacize uğradığı iddia ediliyor. Mesleki amaçlarla kullanılan çevrimiçi platformlarda ve işyerinde yaşanan taciz, tacizin yaygınlığını ve mağdurlar üzerindeki etkilerini araştırmak için, özel sektörde çalışan 20-40 yaş arası beyaz yakalı 245 kadın ile anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre kadınların en çok maruz kaldıkları taciz siber tacizdir. Her yüz kadından 73'ünün profesyonel dijital platformlarda tacize uğradığı gözlemlenmiştir. Yaşanan taciz türlerinde; ısrarlı çevrimiçi flört talepleri, mağdurun reddetmesine karşı devam eden, istenmeyen romantik mesajlar almak, cinsel ve tehdit içerikli şakalar ve hakaretler en yaygın taciz türleridir. Fiziksel istismarın psikolojik ve fizyolojik etkilerinin siber taciz mağdurlarında da görüldüğü ortaya çıkmıştır.Article Bir Dizi Prodigiosin ve 1,10-fenantrolin Türevlerinin Yeni Nesil Etkin Antikanser Tedavi Edici İlaçlar Ya Da Aktif Farmasötik Maddeler Olarak Tasarımı ve Yapısal İncelenmesi(2024) Çetin, M. Mustafa; Çetin, Muhammet Mustafa; Gül, Sümeyye BerfinMeme kanseri, beyin metastazı olasılığı en yüksek olan ikinci kanser türü olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden meme kanseriyle ilgili araştırmaların çoğu beyin metastatik meme kanserinin mortalitesine yöneliktir. Ancak bu kanser türüne özgü etkili bir tedavi veya antikanser tedavi yöntemi mevcut değildir. Bu nedenle, meme kanseri ilerlemesinin modüle edilmesinde çok önemli rol oynayan HDAC ve mTOR enzimlerini inhibe edecek etkili ve yeni nesil antikanser terapötik ilaçların ve/veya aktif farmasötik maddelerin geliştirilmesi artan bir taleptir. Bu çalışmada, mTOR ve HDAC enzimlerine karşı oldukça güçlü antikanser terapötik ilaçlar ve/veya aktif farmasötik maddeler olarak bir dizi prodigiosin ve 1,10-fenantrolin türevinin yapı-aktivite ilişkisi ve in silico modellemesi incelenmiştir. Doğal ürün Ps ile karşılaştırıldığında, bu ligandlardan 20 tanesi, özellikle 2a, 6b, 13 ve 13a, HDAC1 ve/veya mTOR enzimlerine karşı –9.4 ile –7.1 kcal/mol arasında değişen çok umut verici bağlanma enerjileri ve 225 ile 569 nM arasında değişen inhibisyon sabitleri sergilemiştir. Özellikle 2a, 5, 6b, 7b ve 13 her iki enzime karşı iki taraflı etkinlik (dual action) göstermiştir. İn silico modelleme çalışmalarından elde edilen bulgular, MD simülasyonları ve Lipinski'nin beş kuralına göre ADMET çalışmasıyla da desteklenmiş olup, meme kanseri beyin metastazına sahip hastalar için olağanüstü bir terapötik potansiyel sağlamaktadır.